Unutulmuş kent, bireylerin kimliklerini derinlemesine etkileyen bir kavramdır. Mekânın kaybolması, bireylerin geçmişle olan bağlarını zayıflatır ve kimlik arayışlarını karmaşık hale getirir. Unutmanın rolü ise, bireylerin hatırlama isteği ile birleşerek, kendi içsel yolculuklarını başlatır. Geçmişteki anılar, kimliklerinin şekillenmesinde önemli bir yer tutarken, unutulmuşluk hissi, bireylerin kendilerini yeniden tanımalarına olanak tanır. Bu bağlamda, unutma ve hatırlama arasındaki denge, bireylerin kimliklerini bulmalarında kritik bir rol oynar.