Sanat, uygarlığın gelişiminde merkezi bir rol oynamaktadır; çünkü bireylerin estetik deneyimleri, toplumsal normları ve değerleri şekillendirmektedir. Clive Bell, sanatın sadece bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inen bir ihtiyaç olduğunu savunur. Uygarlığın tanımında sanatın etkisini göz ardı etmek, bireylerin ve toplumların gelişimini anlama noktasında eksik kalmak demektir. Bu nedenle, sanatın bir kültürel araç olarak nasıl kullanıldığı ve bireylerin bu süreçteki rolü üzerine düşünmek önemlidir.