Yazarın Paris ve Trabzon arasındaki deneyimleri, kimlik arayışını derinlemesine etkiliyor. Paris'teki modern yaşam, yazarın yalnızlık ve yabancılaşma hislerini pekiştirirken, Trabzon'daki geleneksel yaşam ise ona köklerini hatırlatıyor. Bu ikilem, yazarın içsel çatışmalarını artırıyor. Paris'in sunduğu yenilikler ve özgürlük hissi, Trabzon'un sıcak bağları ile çatışıyor. Sonuç olarak, yazarın bu iki dünya arasında gidip gelmesi, kimliğini yeniden şekillendirmesine ve aidiyet duygusunu sorgulamasına olanak tanıyor.