Cemal Şakar, Yazı Bilinci'nde yazmanın toplumsal işlevini önemli bir tema olarak ele alır. Yazının, bireylerin düşünsel ve duygusal dünyalarını şekillendirdiğini, aynı zamanda toplumsal bir iletişim aracı olduğunu vurgular. Edebiyatın, bireyler arası bağları güçlendirme ve toplumsal değişim yaratma potansiyeline sahip olduğunu belirtir. Yazmanın, sadece bireysel bir süreç değil, aynı zamanda bir toplumsal eylem olduğunu ifade ederek, edebiyatın toplumsal dönüşümlerdeki rolünü sorgular. Bu bağlamda, yazı yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir toplumsal sorumluluktur.