Yazı, kişisel bir ifade biçimi olarak büyük ölçüde özgürdür; ancak yazgı kavramı, bireyin yazma eylemi sırasında hissettiği sınırlamaları ve toplumsal baskıları da beraberinde getirir. Yazma süreci, bireyin içsel özgürlüğünü yansıtma fırsatı sunarken, aynı zamanda yazgının getirdiği kısıtlamalarla yüzleşmesini gerektirir. Teoman, bu ikiliği ele alarak, yazmanın hem bir kurtuluş yolu hem de yazgı ile barışma aracı olabileceğini öne sürer. Bu bakımdan, birey yazma sürecinde kendi kaderini sorgularken, yazı aracılığıyla özgürlüğünü bulma çabasını sürdürür.