Sürgün, bireyin ruhsal durumunu derinden etkileyen bir olgudur. Yürek Sürgünü'nde, ana karakterin yaşadığı sürgün deneyimi, yalnızlık, kaybetme korkusu ve kimlik arayışı gibi duygularla iç içe geçmiştir. Bu durum, bireyin varoluşsal sorgulamalarını tetiklerken, toplumsal aidiyet hissini de sorgulamasına neden olur. Eroğlu, sürgünün sadece fiziksel bir ayrılık değil, aynı zamanda ruhsal bir boşluk yarattığını gösterir. Bu bağlamda, karakterin içsel çatışmaları, okuyucuya sürgünün derin psikolojik etkilerini anlaması için bir kapı aralar.