Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
Abdulhalik b. Hasan eş-Şerif

Abdulhalik b. Hasan eş-Şerif

9 kitap

Abdulhalık Hasan eş-Şerif: 1946’da Mısır’ın Beni Suveyf vilayetinde doğdu. Soyu peygamber efendimizin torunlarından Hz. Hüseyin’e (radiyallahu anhu) dayanır. Risale Dergisi istişare heyetinden olan yazar, ayrıca Dünya Müslüman Alimler Birliği üyesidir. Ezher Ticaret Fakültesini bitirmiştir. Davet alanında Arabistan’da İmam Muhammed b. Suud Üniversitesi’nde mastırını tamamlamış, Fıkıh Usulü ve İsla mi İlimler alanında doktora yapmış ve bu alanlarda birçok eser vermiştir. Şer’i İlimlerin Merkezinde müdürlük yapmış, defalarca hapsedilip davet alanında işkenceler görmüştür. İslami alanda birçok kitap yazmış ve davet alanında birçok TV programına katılmıştır. İstanbul’da ikamet etmekte olan yazar, Davet ve Kardeşlik Vakfı, Medeniyet Vakfı, Daru’l Hikme ve Daru’l Funun gibi kurumlarda Şer’i İlimler dersleri vermektedir. Ayrıca Şerif Akademisi başkanlığını yürütmektedir.

Litopya'da bu yazar

Abdulhalik b. Hasan eş-Şerif, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 9 kitabı yer alıyor. Kitapları 2014-2025 yılları arasında ASALET YAYINLARI, BURUC YAYINLARI, NİDA YAYINCILIK etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 135 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak İslam ve Kültür kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Kur'an Ayetleri Işığında Müslümanın Hayatında Tövbe” (okur puanı 8.33). Kitabın tanıtımından: “El-Ezher Üniversitesi’nin yetiştirdiği kıymetli âlimlerden biri olan Prof. Dr. Abdulhâlık Hasan eş-Şerîf, 1946 yılında Mısır’ın Benî Süveyf şehrinde doğmuştur. Çeşitli İslami ilim dallarında kırktan fazla eser kaleme almış…” Litopya okurları bu kitaplara 90 puan ve 3 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.24.

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Bir terim olarak "tövbe,” pişmanlık duymak ve günahı, malına ve bedenine zarar verdiği için değil de günah olmasından dolayı terk etmek; (tövbe ettikten sonra da) işlemeye muktedir olduğunda dahi günaha tekrar dönmemektir. el-Muğnî, 9/200; Alûsî, Ruhü'l-Meânî, 28/158.”

“Muhammed Gazzâlî'nin ifade ettiği gibi: "İnsanın sadece görevini yerine getirmesi, bu dünyadaki gidişatın ne olacağı konusunda ise acele etmemesi gerekir. Kişisel açıdan başarıya ulaşmaya ve hasmının bozguna uğramasına odaklanmaması gerekir. Kim bilebilir, belki de günün birinde hasmı doğru yolu bulur, daha önce inkâr ettiği noktadan uzaklaşarak imana kavuşur. Dini mücadeleler, temiz ilkelerin ve doğru yöntemlerin zaferini dikkate aldığı kadar kişisel başarıları dikkate almaz. Kim bilir belki de dünün veya bugünün hasmı, Allah (c.c.) ile anlaşıp dinine girdiği zaman yarının dostu olabilir. Sevgi de nefret de Allah (c.c.) için olmalıdır. Sizinle başkaları arasında (Allah için olmayan) kişisel özel intikamlar ve düşmanlıklar yoktur."”

“Bir terim olarak "tövbe,” pişmanlık duymak ve günahı, malına ve bedenine zarar verdiği için değil de günah olmasından dolayı terk etmek; (tövbe ettikten sonra da) işlemeye muktedir olduğunda dahi günaha tekrar dönmemektir. el-Muğnî, 9/200; Alûsî, Ruhü'l-Meânî, 28/158.”

“Bir terim olarak "tövbe,” pişmanlık duymak ve günahı, malına ve bedenine zarar verdiği için değil de günah olmasından dolayı terk etmek; (tövbe ettikten sonra da) işlemeye muktedir olduğunda dahi günaha tekrar dönmemektir. el-Muğnî, 9/200; Alûsî, Ruhü'l-Meânî, 28/158.”

“Bazı insanlar şöyle diyorlar: Dünyayı keşifleriyle aydınlatanlar ve bu keşifleriyle insanların acılarını dindirenler nasıl olur da ahirette sevaba nail olmazlar? Biz de onlara şöyle diyoruz: İnsanlar onların haklarını fazlasıyla veriyorlar. Nitekim onların isimleri ebedî zikrediliyor, heykelleri dikiliyor, onlar adına tiyatrolar sergileniyor, eserler yazılıyor, kutlamalar yapılıyor ve ödüller veriliyor. İşte böylece onlar insanlar için çalıştılar, insanlar da onun karşılığını veriyorlar. Haklarının verilmesinde bir eksiklik söz konusu değildir. Çünkü onlar çalışırken akıllarında Allah (c.c.) yoktu! Allah (c.c.) onları çok güzel bir şekilde tasvir ederek şöyle buyurmuştur: "İnkâr edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanı başında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah'ı bulmuştur; Allah ise onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür. (Nûr 24/39)”