Kitaplar

Kur'an Ayetleri Işığında Müslümanın Hayatında Tövbe

Muhtasaru Tafsiru Surat al-Kahf(مختصر تفسير سورة الكهف)

Zulmün ve Zalimlerin Akıbetine Dair Buhari ve Müslim'den Kırk Hadis-i Şerif

Zekat Fıkhı (Miktarı ve Verileceği Yerler)

Arkadaşlık Hukuku ve Adabı

Örtünme Bilinci

Rasulullah'ın (s.a.s.) Kızı Fatıma (r.a.) Saliha Kadınların Hayatı

Efendimizle Hz. Peygamber (s.a.v)'in Hayatı

Efendimize Bir Demet Çiçek - Salavat
Öne Çıkan Alıntılar
“Bir terim olarak "tövbe,” pişmanlık duymak ve günahı, malına ve bedenine zarar verdiği için değil de günah olmasından dolayı terk etmek; (tövbe ettikten sonra da) işlemeye muktedir olduğunda dahi günaha tekrar dönmemektir. el-Muğnî, 9/200; Alûsî, Ruhü'l-Meânî, 28/158.”
“Muhammed Gazzâlî'nin ifade ettiği gibi: "İnsanın sadece görevini yerine getirmesi, bu dünyadaki gidişatın ne olacağı konusunda ise acele etmemesi gerekir. Kişisel açıdan başarıya ulaşmaya ve hasmının bozguna uğramasına odaklanmaması gerekir. Kim bilebilir, belki de günün birinde hasmı doğru yolu bulur, daha önce inkâr ettiği noktadan uzaklaşarak imana kavuşur. Dini mücadeleler, temiz ilkelerin ve doğru yöntemlerin zaferini dikkate aldığı kadar kişisel başarıları dikkate almaz. Kim bilir belki de dünün veya bugünün hasmı, Allah (c.c.) ile anlaşıp dinine girdiği zaman yarının dostu olabilir. Sevgi de nefret de Allah (c.c.) için olmalıdır. Sizinle başkaları arasında (Allah için olmayan) kişisel özel intikamlar ve düşmanlıklar yoktur."”
“Bir terim olarak "tövbe,” pişmanlık duymak ve günahı, malına ve bedenine zarar verdiği için değil de günah olmasından dolayı terk etmek; (tövbe ettikten sonra da) işlemeye muktedir olduğunda dahi günaha tekrar dönmemektir. el-Muğnî, 9/200; Alûsî, Ruhü'l-Meânî, 28/158.”
“Bir terim olarak "tövbe,” pişmanlık duymak ve günahı, malına ve bedenine zarar verdiği için değil de günah olmasından dolayı terk etmek; (tövbe ettikten sonra da) işlemeye muktedir olduğunda dahi günaha tekrar dönmemektir. el-Muğnî, 9/200; Alûsî, Ruhü'l-Meânî, 28/158.”
“Bazı insanlar şöyle diyorlar: Dünyayı keşifleriyle aydınlatanlar ve bu keşifleriyle insanların acılarını dindirenler nasıl olur da ahirette sevaba nail olmazlar? Biz de onlara şöyle diyoruz: İnsanlar onların haklarını fazlasıyla veriyorlar. Nitekim onların isimleri ebedî zikrediliyor, heykelleri dikiliyor, onlar adına tiyatrolar sergileniyor, eserler yazılıyor, kutlamalar yapılıyor ve ödüller veriliyor. İşte böylece onlar insanlar için çalıştılar, insanlar da onun karşılığını veriyorlar. Haklarının verilmesinde bir eksiklik söz konusu değildir. Çünkü onlar çalışırken akıllarında Allah (c.c.) yoktu! Allah (c.c.) onları çok güzel bir şekilde tasvir ederek şöyle buyurmuştur: "İnkâr edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanı başında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah'ı bulmuştur; Allah ise onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür. (Nûr 24/39)”

