Kitaplar

Bir Başka Açıdan Kemalizm 2

Bu Din Benim Dinim Değil

Yarının Dünyası Bal Kabında Zehir!

Cumhuriyete Giden Yol

Bir Başka Açıdan Dua

Bir Başka Açıdan Kemalizm 1

Neden Şeriat'a Karşılar?

Bir Başka Açıdan Çanakkale Çanakkale Geçildi

Vahdet Ama Nasıl? İslam Cemaatine Doğru

Laisizm Teokrasi, Sekülerizm, Bizantinizm

Coğrafi Keşiflerin İçyüzü

Ortak Payda: Yeşil-Kırmızı Kırmızı-Yeşil Denemeler

Kırmızı Yeşil Anılar

Yeşil İle Kırmızı

Şişli Terakki Davaları

Ansiklopedik İsim Sözlüğü

Cumhuriyete Giden Yol
Yağmalanan Ülke Türkiye

Cumhuriyet'in Şeref Kitabı
Sorunlar Sorular Ve Cevaplar
İhtilaller Dönemi
Laisizm

Bu Din Benim Değil

Menderes Dönemi
İnönü Dönemi

Bir Başka Açıdan Kemalizm
Öne Çıkan Alıntılar
“O gün bakanlar kurulu son kez toplandı. Menderes'in toplantıdan çıkarken söylediği son sözler şunlardı: "Size teessüf ederim." Kendi grubu tarafından da terkedilmiş, ihanete uğramıştı.. Elinden tutup "Adam ettiği" insanlar artık telefonuna bile cevap verme zahmetinde bulunmuyordu.. Menderes bakanlar kurulu toplantısından çıkarken, İhtilali hazırlayan subaylar operasyon için son kararı vermek üzere bir araya geliyorlardı.. Ve 27 Mayıs - Saat 03:00 Silahlı kuvvetler yönetime el koydu!”
“Basamaklar… Hep daha yukarısı. Daha fazlası. İnsanların o bitmek bilmeyen tırmanma arzusu… Ben bazen sadece bu amansız telaşın sonunu merak ediyorum.”
“"Hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazsınız. Biz Anadolu'ya ne silah, ne cephane götürüyoruz. Biz ideali ve imanı götürüyoruz."”
“Din işlerini hükümet işlerinden ayrı tutan laiklik, din üzerindeki bu kanuni baskıya hangi hukuki esasa dayanarak cevaz verebilir. Gayrimüslimler istedikleri lisanla ibadetlerini yapabildikleri ve dini işlerini cemaatle görebildikleri halde, devletin asıl unsuru olan müslüman Türkler hakkındaki bu baskının hâlâ devam etmesi de dini hiçbir cemiyet ve cemaat teşkil edemeyecek surette sımsıkı kanunu zincirlerle ve pranga ile tutulması reva mıdır?”
“Birkaç saat sonra düştüğü yerden bile kalkacak. Kalkacak ve bir daha aynı yere düşmemek için korkularına esir düşecek.”
“Ata'nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleriyle meşguldü. Bir süre ayakta bekledim birden, derin bir iç geçirdi ve «- Allah!» dedi. (O, bunu sık sık tekrarladı.) Atatürk hakkında evelce çok şeyler duymuştum. Bu tesirle olacak bir hayli şaşırdım. O'nun ağzından (Allah) kelimesini duymak beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı. Ata'nın yüzüne şaşkın bir şekilde bakmış olacağım ki: «- Sen dindar mısın?» diye sordu. Ben de, derhal, hiç bir şey düşünmeden, ailemden aldığım din terbiyesile ve iki yüzlülük yapmış olmamak için: «- Evet, dindarım!» dedim. Ve bu cevabımı nasıl karşılayacağını anlamak için ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabım hoşuna gitmişti. «- Çok iyi... Allah, büyük bir kuvvettir. Ona daima inanmak lâzımdır, dedi. Ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de, o zaman anladım ki, Atatürk'ün dinsizliği hakkında söylenenlerin aslı yoktur. Ve Ata, bütün söylenenlerin hilâfında dindar bir insandı.”
