Kitaplar

Tarihin Eğlenceli Çizgisi Karikatürel Tarih

Testgah Gah Tarih Gah Tebessüm

Geçmişe Mazi Derler

Tarihin Cemaziyel Evveli

Asr-ı Saadet'te Türkler

Geçmişe Mazi Derler

Geçmişe Mazi Derler
Öne Çıkan Alıntılar
“Akıl hastalıklarının tedavi edildiği yere eskiden "bimarhane" denilirdi, șimdi ise "tımarhane" denir oldu. Fıkra bu ya; bir seyyah, Sultan İkinci Bayezid Han tarafından kurulan Edirne Bimarhanesi'ni ziyaret eder. Burada görev yapan Aşçı Yahya Efendi'ye sorar: "Buraya getirilen bir hastanın aklından zoru olduğunu nasıl anlıyorsunuz?." "Girişteki havuzun yanına götürüyoruz. Sonra eline bir kaşık, bir fincan ve bir kova veriyoruz. Sonra kişiye havuzu nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz." Seyyah gayet emin bir şekilde lafa girer: "Anladım, normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan daha büyük!." Yahya Efendi, seyyahın sözünü keser: "Hayır!.. Normal bir insan, havuzun tıpasını çeker." Aslında dünya, açık bir bimarhanedir. Delisi de boldur, velisi de... İkisini ayırt etmek için Aşçı Yahya Efendi gibi çok dikkatli bakmak gerekir...”
“Tesadüf denilen şey, aslında hikmeti görülmeyen düzenin adıdır. Bazıları, yaşanan gariplikleri tesadüf (rastlantı) kelimesiyle tarif ederler. Tarihten anladığımız kadarıyla tesadüf, dünyevî düşünenlere göre hadiselerin sebepsiz, gelişigüzel bir şekilde meydana gelmesine verilen isimdir. Hâlbuki atomdan Güneş'e ve galaksilere kadar, kâinatta yaşananları tesadüfle açıklamak, sağlam kafaların yapacağı akıl kârı bir iş değildir. Tesadüfte bir başıboşluk, aymazlık vardır. Bilim insanları milyarlarca yıldır yaşanan şu fani âlemde bir başıbozukluğa şahit olmuş değillerdir. Açıklaması zor bir meseleyle karşılaştığınızda dedelerimiz gibi "vardır bir hikmeti" derseniz psikolojik olarak rahat edersiniz...”
