Kitaplar
Öne Çıkan Alıntılar
“Klasik dönem, sosyal hayatın gelişmesi ile yeni kamusal alanların görünürlük kazandığı bir dönemi temsil eder. Bu kamusal alanların başında kahvehaneler, hamamlar, mesire yerleri ve çeşitli sanat ve edebiyat mekanları gelir. Yeni mekanların, yönetimin dini ve siyasi kontrol ve baskısına rağmen gelişmesi, yeni oluşmaya başlayan kamuoyunun gücünü de yansıtır. Bu dönemde yeni bir kamusal alan olarak öne çıkan kahvehaneler, bir çok tartışmaya sebep olmuştur.”
“İbrahim peçevî’nin İstanbul’da ilk kahvehanelerin 1554 yılı başlarında Halepli Hakem ile Şamlı Şems adlarındaki iki esnaf tarafından tahtakale’de açıldığını naklederken bu mekanların sakıncalarını da dile getirmesi, dinî ve siyasi çevrelerin kahvehanelere bakış açısını da ortaya koymaktadır. İmamlar, müezzinler, sahte sufiler ve halk kahvehanelere dadandılar. Mescidlere kimse uğramaz deniliyordu. Din bilginleri ise “ kötülükler yuvasıdır, kahveye gitmektense, meyhaneye gitmek daha iyi olur “ gibi laflar söylüyorlardı. Özellikle vâizler, yasak edilmesi için çok çaba gösterdiler. Müftüler de yanarak kömür haline gelen herşey düpedüz haramdır, diye fetva verdiler.”
“İmparatorluğun anıtsal yapılarının en görkemli olanları hiç şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilenlerdir. Süleymaniye Külliyesi de bir bakıma imparatorluğun Batı'daki dini anıt ve mimari eserlere meydan okuma hamlesiydi. Ayasofya'nın planına göre yapılmış olan bu cami, onun karşısında durmakla bir güç gösterisini temsil ediyordu.”
“İmparatorluğun anıtsal yapılarının en görkemli olanları hiç şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilenlerdir. Süleymaniye Külliyesi de bir bakıma imparatorluğun Batı'daki dini anıt ve mimari eserlere meydan okuma hamlesiydi. Ayasofya'nın planına göre yapılmış olan bu cami, onun karşısında durmakla bir güç gösterisini temsil ediyordu.”
“İmparatorluğun anıtsal yapılarının en görkemli olanları hiç şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilenlerdir. Süleymaniye Külliyesi de bir bakıma imparatorluğun Batı'daki dini anıt ve mimari eserlere meydan okuma hamlesiydi. Ayasofya'nın planına göre yapılmış olan bu cami, onun karşısında durmakla bir güç gösterisini temsil ediyordu.”

