Kitaplar

Bir Kaymakamın Serencamı Dün

İzler Kaldı

Deli Habip Vur Emri

Ulla Yörük Obasında Bir Alman Kızı

Son Yörükten Yolda Kalan İzler
Öne Çıkan Alıntılar
“Yeşillikleri arasında kıvrıla kıvrıla akan bir derede, 1-2 megavatlık bir enerji için her şeyi tahrip edip, yok etmek, su da mevcut olan hayatı ortadan kaldırmak ve köpük köpük akan bir şelaleyi akmaz hale getirmek, sarmaşıkların sarıldığı ulu bir ağacı kesmek doğrusu bana hiç duyarlı bir davranış olarak gelmiyor.”
“Valinin gözlüğünün derecesi bir hayli yüksekti. ...Vali, akşam üzeri köylerden dönüyormuş, gün batmak üzere, kızıllığı çökmüş. Geçtiği yolların kenarında boylu ağaçlar varmış. Hafifçe esen rüzgarla birlikte eğilip doğrulan ağaçları kendini selamlayan köylüler sanmış ve demiş ki; "İşte benim köylülerim, valileri için hep böyle yollara dökülürler."”
“Yeşillikleri arasında kıvrıla kıvrıla akan bir derede, 1-2 megavatlık bir enerji için her şeyi tahrip edip, yok etmek, su da mevcut olan hayatı ortadan kaldırmak ve köpük köpük akan bir şelaleyi akmaz hale getirmek, sarmaşıkların sarıldığı ulu bir ağacı kesmek doğrusu bana hiç duyarlı bir davranış olarak gelmiyor.”
“Bizim insanlarımız yıllarca bu mekanlara kıraathane derlerdi. Kıraathane demek okuma salonu, müşterilerin okuması için gazete, dergi, kitap bulundurulan kahvehane demektir. Neden tekrar aynı işleve kavuşturulmasın? Bu düşünceyle bir komisyon oluşturdum. Başta klasik eserler olmak üzere uygun eser seçimi yaptırıp okuma köşeleri oluşturulmasını sağladım. İşin bu yönü başarılı oldu fakat aynı başarıyı eserlerin okunması hususunda gösterebildiğimizi söyleyemem. Okuma konusunda milletçe sıkıntılı olduğumuz bir gerçek. Saatlerce burada oyun oynayan insanlar biraz olsun okumaya zaman ayırmıyordu.”
“Yeşillikleri arasında kıvrıla kıvrıla akan bir derede, 1-2 megavatlık bir enerji için her şeyi tahrip edip, yok etmek, su da mevcut olan hayatı ortadan kaldırmak ve köpük köpük akan bir şelaleyi akmaz hale getirmek, sarmaşıkların sarıldığı ulu bir ağacı kesmek doğrusu bana hiç duyarlı bir davranış olarak gelmiyor.”
“Valinin gözlüğünün derecesi bir hayli yüksekti. ...Vali, akşam üzeri köylerden dönüyormuş, gün batmak üzere, kızıllığı çökmüş. Geçtiği yolların kenarında boylu ağaçlar varmış. Hafifçe esen rüzgarla birlikte eğilip doğrulan ağaçları kendini selamlayan köylüler sanmış ve demiş ki; "İşte benim köylülerim, valileri için hep böyle yollara dökülürler."”
