Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
BA

Bekir Ağırdır

3 kitap

Litopya'da bu yazar

Bekir Ağırdır'ın Litopya kataloğunda 3 kitabı bulunuyor. Kitapları 2020-2022 yılları arasında Doğan Kitap, Kronik Kitap, MUNDİ etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 336 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Ekonomi kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Bize Yeni Bir Söz Lazım” (okur puanı 8.00). Kitabın tanıtımından: ““Umut biziz. Sözü ele geçirmek gerek. Korkuya kapılmak yerine, yeni bir söz kurmak, gündemi ele geçirmek gerek. Gündemi ele geçirmenin yolu spekülatif şeyler yapmak, söylemek değil, sözü gelecekten, umuttan yana kurmak, yeni bir…” Litopya okurları bu kitaplara 38 puan ve 2 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.42.

3
Kitap
38
Toplam Puanlama
★ 8.3
Ortalama Puan
2
İnceleme
5
Alıntı
En Popüler KitabıBize Yeni Bir Söz Lazım★ 8.0 · 17 oy

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“1994 yılından itibaren Refah Partisi bir açılıma gitti, muhafazakâr entelektüeller üstünden yeni bir sosyal sermaye kapasitesiyle üretilen yeni siyaset ve örgütlenme biçimi, bu periferideki mahalleleri ve oralardaki ilişki biçimlerini esas aldı. Ak Parti de daha sonra bu mirası ileriye taşıdı. 2002'nin Ak Parti’sine atfedilen güçlü örgüt kapasitesini o kurmamıştı, aksine, Ak Parti 1980’lerden 2000'lere kadarki 20 yılda kentlerin yeni mahallelerinde yeşermiş yeni ilişki ve dayanışma örgütlerinin sonucuydu. Oy oranından bağımsız olarak Ak Parti, daha başlarken gündelik hayatin kılcal damarlarinda var olarak ve ondan beslenerek başlamıştı.”

“Bütün solcular,devrimciler bir gün bir tankı durdurmayı hayal eder ama ayaklarına gelen fırsatı kullanmadılar.”

“Bütün solcular,devrimciler bir gün bir tankı durdurmayı hayal eder ama ayaklarına gelen fırsatı kullanmadılar.”

“Ak Parti’nin bu topraklara yaptığı en büyük kötülüklerden birisi, zaten tarihsel olarak var olan kültürel farklılaşmanın çatışmacı bir karaktere dönüşmesini körüklemesi oldu. O güne kadar sınıfsal bir yerden bakarak yoksullara dönük yardım politikalarını, sosyal politikalari kurguluyorduysa bile 2009'dan itibaren sınıfsal olanın içinde de kendine yakın olanlar ve olmayanlar diye ayırt etmek, partizanlık yapmak asıl politika oldu. "Seçmeni Ak Partilileştirmek" dediğim süreç işte buydu. Siyaset yoluyla çözemediğimiz için kemik problemler haline dönüşmüş sıradan gündelik meseleler, bir kutuplaşma ve çatışma konusu oldu. "Kimliklere sıkışma" olarak adlandırabileceğimiz noktaya böyle gelindi. 2011 Genel Seçimleri'nden itibaren dört genel seçim, iki yerel seçim, iki cumhurbaşkanlığı seçimi ve bir halkoylaması, işte bu kimliklere kutuplaşmanın içinde yapıldı. Seçim yapmadık, bir bakıma o gün sandığa gidenler üzerinden kimlik sayımı yapmış olduk.”

“Bütün solcular,devrimciler bir gün bir tankı durdurmayı hayal eder ama ayaklarına gelen fırsatı kullanmadılar.”