Kitaplar
Öne Çıkan Alıntılar
“Babam akşamları eve çoğu zaman öfkeli gelirdi. Üzerinde benzin, sigara ve geçim derdi kokusu taşırdı. Ya motor bozulmuş olurdu ya dükkân işlememiş. Benim babamın, ben bildim bileli, borçları vardı. Son ödeme tarihleri evde konuşulur, sonra susulurdu. Sofrada herkes önündekine bakardı. O gelince sesimiz küçülürdü. Çocuk dediğin ağzını şapırdatır, üstüne döker, güler; ama bizim evde babam gelince çocukluk biraz susardı. Sofraya otururken yaşımız büyür, sesimiz küçülürdü.”
“Çocukken dünyanın kenarları daha yumuşaktı. Sınırlar ya yoktu ya da kolayca aşılabiliyordu. Bir mahalleden ötekine geçmek için tarlaların içinden kestirme yollar bulurduk. Meyve ağaçları sanki yüzyıllardır orada, yalnızca bizim karnımız doysun diye dikilmişti. Dallarına tırmanır, tadımlık yer, doyunca iner giderdik. Kimsenin aklına poşetle doldurmak gelmezdi; çünkü ertesi gün de ağaç yerinde olacaktı, biz de.”
“Mahallemiz tek katlı evlerden oluşurdu. Kiremitli çatılarımız vardı ama balkonlarımız yoktu; bu yüzden biz göğe değil, sokağa büyüdük. Evlerin arasında uzanan boş arsalar bana göre haritalarda adı geçmeyen kıtalardı. Boyumu aşan otların arasında kaybolur, paslı tenekeleri define, kırık camları büyülü taş sanırdım. Ağaç kabuklarından tekneler, çubuklardan kaleler yapardım. Yaz güneşi tepemizde ağır ağır sallanırken bir yerlerden adım çağrılırdı; ses, rüzgâra karışmış ince bir çan gibi gelirdi. Ama hemen dönmezdim. Çünkü çocukluk, insanın eve biraz geç kalma cesaretidir.”

