Kitaplar

At Kadar Hırçın Geyik Kadar Yabani

Zarfsız Mektuplar Antalya - Berlin Mektup Hattı

Bir Rüya İçin Gerekli Şeyler

Kaleiçi'ndeki Sır

Korkuluğa Masal Anlatan Rüzgar

Sinekler Şehri

Maksatlı Makastar

Elma Ağacı Kasabası Sakinleri

Elma Dersem Çık

Rıza Bıyık

Gökyüzü Prensi Po İle Küçük Kız

Rüzgarın Azabı

Ufacık Tefecik Kurbağacık

Kızlar İçin Prelüd

Kayıp Karınca Yuli

Hadde Toplu Şiirler ve Melvin'e Giden Yol

Elim Sende

Ağır Tören

Kar Merdiveni

Yol İnsanları

Güle Gece Yorumları

Kardan Harfler
Öne Çıkan Alıntılar
“Burası Kırklar Sokağı idi ki burada her şey olur. Sabahlar ayin gibi iner, geceler bir sürüngen gibi usul usul insana sokulur. Kim bilir kimlerin kederlenerek yürüdüğü bu sokakta nefret, tereddüt ve her türden kaygı izine rastlamak mümkündür. Zira yerden yüksektir acılar. Devraldığımız her kambur bizi toprağa çeker, sokağın yükü omuzlarımıza bindikçe biner.”
“Annem beni geyik şeklinde çizmiş kalbine. Geyik şeklinde doğmuşum. Daha doğrusu içime bir geyik kaçmış da içimde zıplar durur. Ben o kadar yabani, ben o kadar durgun ama içimdeki başka. Biri diğerine benzemiyor. Ama ikisi de yalnız.”
“Annem beni geyik şeklinde çizmiş kalbine. Geyik şeklinde doğmuşum. Daha doğrusu içime bir geyik kaçmış da içimde zıplar durur. Ben o kadar yabani, ben o kadar durgun ama içimdeki başka. Biri diğerine benzemiyor. Ama ikisi de yalnız.”
“İşte, dedim şehir de böyle. Bok yığınına benziyor. Her türlü pislik, insanı mutsuz eden ne varsa burada, bu şehirde. Lakin bu şehirden gitmek de çözüm değildi. İnsanın olduğu yerde insana huzur yoktu. Nereye gidersem gideyim bir pislikle karşılaşacağıma inanmıştım bir kere. Beni ancak bu dünyadan ölüm ya da güzel bir rüya kurtarabilirdi. Fakat bu kötü rüyalar beni nereden gelip buluyordu?”
“Burası Kırklar Sokağı idi ki burada her şey olur. Sabahlar ayin gibi iner, geceler bir sürüngen gibi usul usul insana sokulur. Kim bilir kimlerin kederlenerek yürüdüğü bu sokakta nefret, tereddüt ve her türden kaygı izine rastlamak mümkündür. Zira yerden yüksektir acılar. Devraldığımız her kambur bizi toprağa çeker, sokağın yükü omuzlarımıza bindikçe biner.”
“İşte, dedim şehir de böyle. Bok yığınına benziyor. Her türlü pislik, insanı mutsuz eden ne varsa burada, bu şehirde. Lakin bu şehirden gitmek de çözüm değildi. İnsanın olduğu yerde insana huzur yoktu. Nereye gidersem gideyim bir pislikle karşılaşacağıma inanmıştım bir kere. Beni ancak bu dünyadan ölüm ya da güzel bir rüya kurtarabilirdi. Fakat bu kötü rüyalar beni nereden gelip buluyordu?”
