Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
BT

Betül Tarıman

22 kitap

1962 doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. İlk şiiri Ağustos 1992 tarihli Kıyı dergisinde çıktı.

Litopya'da bu yazar

Betül Tarıman, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 22 kitabı yer alıyor. Kitapları 2000-2025 yılları arasında ALAKARGA SANAT YAYINLARI, Ayrinti Yayinlari, CAN ÇOCUK YAYINLARI etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 128 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Şiir (Yerli) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “At Kadar Hırçın Geyik Kadar Yabani” (okur puanı 8.93). Kitabın tanıtımından: “Şiirleriyle, çocuk hikâyeleriyle, Rıza Bıyık ve Sinekler Şehri adlı öykü kitaplarıyla tanıdığımız Betül Tarıman, At Kadar Hırçın Geyik Kadar Yabani ile, kurguyu gevşettiği yerlerde dil’i bir kırbaç gibi; dil’i özgünleştirdiği…” Litopya okurları bu kitaplara 154 puan ve 3 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.34.

22
Kitap
154
Toplam Puanlama
★ 8.4
Ortalama Puan
3
İnceleme
9
Alıntı
En Popüler KitabıAt Kadar Hırçın Geyik Kadar Yabani★ 8.9 · 27 oy

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Burası Kırklar Sokağı idi ki burada her şey olur. Sabahlar ayin gibi iner, geceler bir sürüngen gibi usul usul insana sokulur. Kim bilir kimlerin kederlenerek yürüdüğü bu sokakta nefret, tereddüt ve her türden kaygı izine rastlamak mümkündür. Zira yerden yüksektir acılar. Devraldığımız her kambur bizi toprağa çeker, sokağın yükü omuzlarımıza bindikçe biner.”

“Annem beni geyik şeklinde çizmiş kalbine. Geyik şeklinde doğmuşum. Daha doğrusu içime bir geyik kaçmış da içimde zıplar durur. Ben o kadar yabani, ben o kadar durgun ama içimdeki başka. Biri diğerine benzemiyor. Ama ikisi de yalnız.”

“Annem beni geyik şeklinde çizmiş kalbine. Geyik şeklinde doğmuşum. Daha doğrusu içime bir geyik kaçmış da içimde zıplar durur. Ben o kadar yabani, ben o kadar durgun ama içimdeki başka. Biri diğerine benzemiyor. Ama ikisi de yalnız.”

“İşte, dedim şehir de böyle. Bok yığınına benziyor. Her türlü pislik, insanı mutsuz eden ne varsa burada, bu şehirde. Lakin bu şehirden gitmek de çözüm değildi. İnsanın olduğu yerde insana huzur yoktu. Nereye gidersem gideyim bir pislikle karşılaşacağıma inanmıştım bir kere. Beni ancak bu dünyadan ölüm ya da güzel bir rüya kurtarabilirdi. Fakat bu kötü rüyalar beni nereden gelip buluyordu?”

“Burası Kırklar Sokağı idi ki burada her şey olur. Sabahlar ayin gibi iner, geceler bir sürüngen gibi usul usul insana sokulur. Kim bilir kimlerin kederlenerek yürüdüğü bu sokakta nefret, tereddüt ve her türden kaygı izine rastlamak mümkündür. Zira yerden yüksektir acılar. Devraldığımız her kambur bizi toprağa çeker, sokağın yükü omuzlarımıza bindikçe biner.”

“İşte, dedim şehir de böyle. Bok yığınına benziyor. Her türlü pislik, insanı mutsuz eden ne varsa burada, bu şehirde. Lakin bu şehirden gitmek de çözüm değildi. İnsanın olduğu yerde insana huzur yoktu. Nereye gidersem gideyim bir pislikle karşılaşacağıma inanmıştım bir kere. Beni ancak bu dünyadan ölüm ya da güzel bir rüya kurtarabilirdi. Fakat bu kötü rüyalar beni nereden gelip buluyordu?”