Kitaplar

Zombi Kapitalizm: Küresel Kriz ve Marx'ın Yaklaşımı

Halkların Dünya Tarihi (Karton Kapak)

Halkların Dünya Tarihi Taş Çağından Yeni Binyıla (Ciltli)

Doğu'da Fırtına Koptu: Doğu Avrupa'da Stalinizmin Çöküşü

Ekim Devrimi #Umut100Yaşında

Kaybedilmiş Devrim Almanya 1918-1923

Neoliberal İktisadın Marksist Eleştirisi

A People's History of the World
Öne Çıkan Alıntılar
“Yoksulların ihtiyaçlarını hiç kimsenin gidermemesi dünya üzerindeki en büyük iğrençliktir... Bizim hükümdarlarımız ve yöneticilerimiz, her türlü tefecilik, hırsızlık ve soygunculuğun dibine batmışlardır... Yoksul çiftçiyi ve zanaatkârı ezmektedirler... Eğer o zavallı insanlardan birisi yasanın en küçük bir zerresine, bir başlığına karşı gelse, bunun cezasını çekmelidir. Bütün bunlara Dr. Yalancı (Luther), 'Amin' diyor.”
“Tutumlar, 18. yüzyılın sonlarında Avrupalı göçmenler, mülkiyet ve toprak kullanımı konusunda Kızılderili nüfusla daha fazla çatışmaya başlayınca değişti. Kızılderilileri, 'kana susamış canavarlar' olarak nitelemek giderek daha çok arttı; 'onlardan giderek, [object Object] , [object Object] , [object Object] - [object Object] ve 18. yüzyılın sonlarında da [object Object] olarak söz etmek yaygınlaştı. Irkçılık, Afrika köleliğine mazeret bulmak çabasıyla, dünyadaki bütün insanları, "beyaz', 'siyah, kahverengi, 'kızıl' ya da 'sarı' diye bir yere oturtmaya varan, tam gelişmiş bir inanç sistemine evrimleşti! - Her ne kadar pek çok [object Object] pek çok [object Object] , pek çok [object Object] ve [object Object] , [object Object] !”
“(...), Friedrich Engels ve Karl Marx çok yetenekli insanlardı. Ancak bu kadar muazzam bir etki yaratmış olmalarının nedeni, Platon ya da Aristotales'e, Konfüçyüs ya da Buda'ya, Tarsuslu Pavlus ya da Muhammed peygambere, Voltaire ya da Rousseau'ya tarihteki yerlerini garanti eden dehaları gibi yalnızca kişisel dehaları değildi. Onlar bir dönemin bütün çelişkilerinin bir araya geldiği bir zamanda ve yerde yaşadılar ve onların elinde başkalarının sahip olmadığı bir şey vardı: Bu çelişkileri yalnızca görmelerine değil, aynı zamanda açıklayabilmelerine olanak veren bir entelektüel gelenek ve bilimsel ilerleme yaklaşımına sahiptiler.”
