Kitaplar

Acaibu'l Makdur (Bozkırdan Gelen Bela)

Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarım (Mesaliku'l Ebsar)

Son ve Yeniden Başlangıç

Peçenekler

1200 Yıllık Sürgün "Türk" Sözünün Hazin Serüveni

Kürdoloji Yalanları
Öne Çıkan Alıntılar
“İktidar kimdeyse, din de ondadır”
“Takdirin en garip cilvesi, en büyük imtihanı, akıllı kişinin şaşkın oluşu, idrakli kişinin zifiri karanlıkta dehşete kapılması, halim selim kişinin divaneye dönmesi, faziletli kişinin aşağılanması, cömert kişinin zebun olmasıdır ki bu, doğuda ve batıda fitneyi ateşleyen fasıklar piri, topal deccal Timur'un hikâyesidir.”
“Şöyle ki , Cengiz Han oğullarından her birine bir ok verip kırmalarını istemiş. Oğulları okları kolaylıkla kırmışlar. Sonra okların sayısını ikiye çıkarmış. Onları da kırmışlar, fakat okların sayısını arttırınca kıramamışlar. İşte "sizin durumunuz bu oklar gibidir" demiş.”
“tarih denilen şey, ibret alan kişi için bir ibret, düşünen kişi için bir uyarı, dünyada yaşayan kişinin yolculuk hâlinde olduğu konusunda bir bildiri; geçmişte yaşamış kişilerin nasıl takdire boyun eğdikleri, nasıl imar ettikleri, nasıl zulmettikleri, yakıp yıktıkları, servet yığıp kibirlendikleri, gururlanıp başkalarını küçük gördükleri, gülüp eğlendikleri; kaza ve kaderin cilvelerine karşı güven içinde olduklarını zannettikleri sırada ibretli olayların onları ne hâle getirdiği, çocukluktan yaşlılığa doğru adım adım yürüdükleri, iyi günlerinin kötü günlere, zevk ve eğlencenin üzüntü ve kedere dönüştüğünü gösteren bir ibret sahnesidir. Elbette tüm bunlarda gören gözler için ibretler, düşünenler için bir uyarı, basireti açık olanlar için dersler vardır”
“Akıntının tersine bir yolculuktu bu Su öyle bir itiyordu ki Bir şeyler saklıyordu sanki kaynağında Bazen bir girdabın içinde buluyordu kendini Az da olsa dingin sularda Eşlik ediyordu yolculuğuna, Kadim ağaçlar , kelebekler ve kurbağalar Kolay olan bırakmaktı hayatın içindeki savrulmalara kendini Özdeki güzelliklerden habersiz Göçüp gitmekti kaygan bir zemin üzerinden Ya da mücadele etmekti, ilerlemekti Gündüz yakıcı güneş, gece puslu ay ışığında Merkezinde tutarak benliği Of demeden fırlatmaktı kendini ileri Tekrar, tekrar ve tekrar Sona, yeniden başlangıca dek Mustafa ÇİÇEK”
“Aslına bakarsanız insan, sadece teknoloji sayesinde zafer kazanmış değildir. Paleolitik çağda teknoloji henüz gelişmiş değildi. Demek ki insanın, onu diğer canlılardan ayıran hem sosyal hem de tabii özel bir kabiliyetinin olduğunu kabul etmek gerekir. Biz bu kabiliyeti; yüksek esneklik, hatta adaptasyonun tekrarı durumundaki readaptasyon özelliği şeklinde nitelendirebiliriz.”
