Kitaplar

Bosna Hersek Hakkında Konuşmadıklarımız

Kurşunların da Rengi Var

Kurşunların Rengini Yıldızlarla Değiştirdim

Kurşunların da Rengi Var
Öne Çıkan Alıntılar
““Sonra bir gün bir haber geldi ki, sevinçten havalara uçuyorduk. O kampa Türk askerleri gelmişti. Ailem Türkiye aşığıydı. Evde Türk bayrağımız vardı. Türkçe bilmiyorduk ama kendi vatanımız gibi seviyorduk. İlk fırsatta kampa gittim. Hani Türkiye'de misafirliğe gidildiği zaman yuvarlak çikolata ve kolonya ikram edilir ya. Türk askerleri de gelen geçene o çikolatadan dağıtıyordu. Yani anlayabiliyor musunuz, benim el uzatmam gerekmiyordu, "pliiz" demem gerekmiyordu. Diğer askerlerde olduğu gibi bir çikolata için dilenmem gerekmiyordu. Bir şeyler vermeyip, sadece bana bakıp yanımdan geçtikleri zaman, o iğrenç duyguyu yaşamam gerekmiyordu. İşte bu gerçekten çok güzel bir duyguydu. Her zaman güler yüzlüydüler. Onlarla ne zaman karşılaşsam gülümserdim, tabii onlar da gülerdi. Zamanları varsa durup konuşurlardı. Hiçbir şey vermezlerse bilirdim ki yanlarında yoktu. Çünkü olduğunda her zaman çıkarıp verirlerdi. Türk askerlerinin gelmesiyle artık bizlere güler yüz gösteren birileri vardı. Savaş bitmemişti, hala bombalar atılıyordu, hala kedilerin bile kaçtığı o balıktan yiyordum ama o askerler bize içten gülümsediğinde kendimi daha bir güvende hissediyordum.””
““Sonra bir gün bir haber geldi ki, sevinçten havalara uçuyorduk. O kampa Türk askerleri gelmişti. Ailem Türkiye aşığıydı. Evde Türk bayrağımız vardı. Türkçe bilmiyorduk ama kendi vatanımız gibi seviyorduk. İlk fırsatta kampa gittim. Hani Türkiye'de misafirliğe gidildiği zaman yuvarlak çikolata ve kolonya ikram edilir ya. Türk askerleri de gelen geçene o çikolatadan dağıtıyordu. Yani anlayabiliyor musunuz, benim el uzatmam gerekmiyordu, "pliiz" demem gerekmiyordu. Diğer askerlerde olduğu gibi bir çikolata için dilenmem gerekmiyordu. Bir şeyler vermeyip, sadece bana bakıp yanımdan geçtikleri zaman, o iğrenç duyguyu yaşamam gerekmiyordu. İşte bu gerçekten çok güzel bir duyguydu. Her zaman güler yüzlüydüler. Onlarla ne zaman karşılaşsam gülümserdim, tabii onlar da gülerdi. Zamanları varsa durup konuşurlardı. Hiçbir şey vermezlerse bilirdim ki yanlarında yoktu. Çünkü olduğunda her zaman çıkarıp verirlerdi. Türk askerlerinin gelmesiyle artık bizlere güler yüz gösteren birileri vardı. Savaş bitmemişti, hala bombalar atılıyordu, hala kedilerin bile kaçtığı o balıktan yiyordum ama o askerler bize içten gülümsediğinde kendimi daha bir güvende hissediyordum.””
“Çocuk... Kimse çocuk muyum diye sormadı bana. Yüzüme bakmadı o kurşunları atarken. Neler ister bir çocuk, hayallerim nedir diye sormadılar. Çocukluğumu yaşamama izin vermediler.”
““Boşnaklar kahve aşığı olarak bilinirler. Eh kuşatma altındaydık, eskisi gibi kahve yoktu. Olan kahvelerin satış fiyatı da neredeyse bir araba fiyatındaydı. İşte bu yüzden yeni bir yöntemle, kızartılmış arpadan kahve yapılıyordu. Ne rengi ne de tadı kahveye benziyordu, ama yaşadığımız da hayata benzemiyordu zaten.””
“Çocuk... Kimse çocuk muyum diye sormadı bana. Yüzüme bakmadı o kurşunları atarken. Neler ister bir çocuk, hayallerim nedir diye sormadılar. Çocukluğumu yaşamama izin vermediler.”
““Boşnaklar kahve aşığı olarak bilinirler. Eh kuşatma altındaydık, eskisi gibi kahve yoktu. Olan kahvelerin satış fiyatı da neredeyse bir araba fiyatındaydı. İşte bu yüzden yeni bir yöntemle, kızartılmış arpadan kahve yapılıyordu. Ne rengi ne de tadı kahveye benziyordu, ama yaşadığımız da hayata benzemiyordu zaten.””
