Kitaplar
Öne Çıkan Alıntılar
“AKP'nin merkez ve İslami sağın neredeyse tamamına yakın kısmını kendi saflarına katabilmesi ve onların kadrolarına bakan, milletvekili ya da yönetici olarak yer açabilmesi, bu asimilasyonun gerçekleşmesinin önemli bir sonucudur. Gerçekten de AKP sadece İslamcı gelenek içinde etkili olan lider ve kadroları değil, aynı zamanda bir zamanların merkez sağ demokratlarını da büyük çadır ittifaklarının bünyesine alabilmeyi başarmıştır. Bu çerçevede, AKP'nin kendi geleneğinden kopan HAS Parti lideri Numan Kurtulmuş'un yanı sıra, MHP lideri Devlet Bahçeli'yi, Demokrat Parti eski genel başkanı Süleyman Soylu'yu ve DYP eski genel başkanı Mehmet Ağar'ı kendi siyasi çizgisine dahil etmesi, bu asimilasyonun önemli bir göstergesidir.”
“kabileci asabiye ile narsisizm siyasetini buluşturan şey, kendisini yetersiz hisseden topluluğun liderine ve topluluğun kendisine duyduğu mükemmelleştirme ve yetkinleştirme gereksinimidir; bir tür telafi mekanizmasıdır. Narsisizm kültürü, kendi üyelerini ve gözde liderini mükemmelleştirirken, muarızları ve muhaliflerini acımasızca özürlü ve ayıplı varlıklar olarak damgalar. Mitolojideki Narcissus kendi güzelliğine ve mükemmelliğine hayran iken, siyasetin narsisist özneleri kendi etraflarında eksikliklerini, yetersizliklerini, taşıdıkları kompleksleri ve yetersizlik hislerini gizleyebilecekleri bir dışsal mükemmellik aurası yaratırlar.”
“Ancak başlangıçta ezik-mazlum kitlelerin dini olarak söylemleşmelerine karşın, Hıristiyanlık ve İslamiyet özelinde de görüldüğü gibi, bu dinler birer "imparatorluk söylemine", yani "fetih yapıp ganimet toplayan", "topraklarını savaşarak büyüten" ve kaynakları kontrol eden güçlü siyasal aygıtların söylemine dönüşmüşlerdir.”
“Ancak başlangıçta ezik-mazlum kitlelerin dini olarak söylemleşmelerine karşın, Hıristiyanlık ve İslamiyet özelinde de görüldüğü gibi, bu dinler birer "imparatorluk söylemine", yani "fetih yapıp ganimet toplayan", "topraklarını savaşarak büyüten" ve kaynakları kontrol eden güçlü siyasal aygıtların söylemine dönüşmüşlerdir.”
“Ancak başlangıçta ezik-mazlum kitlelerin dini olarak söylemleşmelerine karşın, Hıristiyanlık ve İslamiyet özelinde de görüldüğü gibi, bu dinler birer "imparatorluk söylemine", yani "fetih yapıp ganimet toplayan", "topraklarını savaşarak büyüten" ve kaynakları kontrol eden güçlü siyasal aygıtların söylemine dönüşmüşlerdir.”

