Kitaplar
Öne Çıkan Alıntılar
“Bu ses, ne yalnızca bir kadının sesiydi ne de sadece toprağın... İkisinin de dokusunu taşıyordu sanki. Kadın sesiyle toprağın sesi birbirine karışmıştı; biri rahminde can büyütürken, diğeri bağrında filiz saklıyordu. Biri sıcaklığını süt gibi sunarken, diğeri bereketini buğday başağına dönüştürüyordu. O ses, doğurmanın her türlüsünü bilen bir bilgelik taşıyordu: insanı, tohumu, sesi ve sözü doğuruyordu.”
“Kendinizi nereye ait hissediyorsanız beni de oraya koyacaksınız. Hatta bana bu aidiyetle gurur duymam gerektiğini öğreteceksiniz. Belki de beni üstün bir ırk olduğuma inandırmaya çalışacaksınız.”
“Kendinizi nereye ait hissediyorsanız beni de oraya koyacaksınız. Hatta bana bu aidiyetle gurur duymam gerektiğini öğreteceksiniz. Belki de beni üstün bir ırk olduğuma inandırmaya çalışacaksınız.”
“Bu Sokrates var ya, hani demiş ya "Bildigim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir" Bunu ben dedim desem, yer mi millet?" "Sen dersen daha çok inanırlar. Çünkü senin hiçbir şey bilmediğine hepimiz şahidiz. Cemal güldü, içerlemedi. Yani Sokrates olmasam da... ona yakın biri değil miyim? Yakınsın. Ama sen Sokrates'ten farklısın Cemal. O, bilmediğini bilirdi. Sen, bildiklerini bile unuturken samimisin. Ve samimiyet, bilgiden önce gelir bazen.”
“Kendinizi nereye ait hissediyorsanız beni de oraya koyacaksınız. Hatta bana bu aidiyetle gurur duymam gerektiğini öğreteceksiniz. Belki de beni üstün bir ırk olduğuma inandırmaya çalışacaksınız.”

