Kitaplar

Mavi Sürgün / 12-B-79

Aganta Burina Burinata (Ciltli)

Mavi Sürgün (Ciltli)

Aganta Burina Burinata

Anadolu Efsaneleri

Merhaba Anadolu

Uluç Reis

Yol Ver Deniz

Sonsuzluk Sessiz Büyür Eski İzmir, Tarih Söyleşileri, Büyük Kukuriko Öteden Beriden / Bütün Eserleri 13

Düşün Yazıları

Turgut Reis

Merhaba Akdeniz

Uluç Reis (2-E-23)

Dalgıçlar

Denizin Çağırışı

Çiçeklerin Düğünü

Gülen Ada

Arşipel

Anadolu Tanrıları

Bulamaç

Deniz Gurbetçileri

Anadolu'nun Sesi

Parmak Damgası

Altıncı Kıta Akdeniz

Ege'den Denize Bırakılmış Bir Çiçek

Gençlik Denizlerinde

İmbat Serinliği

Hey Koca Yurt

Ötelerin Çocukları

Mavi Sürgün
Öne Çıkan Alıntılar
““Sevginin ne güçlü bir şey olduğunu sevmekle anlamıştım…””
“Herkes içten, “Ah, keşke biz de şu namussuzluğu yapabilsek!” diye ağızlarının suyu akarken, etrafa karşı, “Vay gidi namussuz herifler ya da kadınlar; bunların ne yaptıklarını okudukça insan, insan olduğuna utanıyor. Hak tüh, hak tüh onlara!” diyorlardı.”
“Mesnevi’den iki mısra hatırıma geldi: “Herkes kendi vüs’u ve sa’yı kadarınca nasip alır. Eğer senin kabın az su alıyorsa, deryanın ne günahı var?” Ne kap, ne kacak; gönül dolusunca yaşıyorum. Zamanı hep yatay sanırlar. Ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım, yükselmesine sonsuz, derinlemesine sonsuz...”
“Mesnevi’den iki mısra hatırıma geldi: “Herkes kendi vüs’u ve sa’yı kadarınca nasip alır. Eğer senin kabın az su alıyorsa, deryanın ne günahı var?” Ne kap, ne kacak; gönül dolusunca yaşıyorum. Zamanı hep yatay sanırlar. Ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım, yükselmesine sonsuz, derinlemesine sonsuz...”
““İnsan bir mevsimde bir ağacın muayyen bir dalında bir yemiş buluyor. Yiyor ve hoşuna gidiyor. Bir-iki mevsim sonra yine aynı dalda aynı yemişi arıyor, ya yemiş o dalda bulunmuyor ya da bulunursa hoşa gitmiyor. Belki de yemişi arayan değişmiş bulunuyor.””
“Herkes içten, “Ah, keşke biz de şu namussuzluğu yapabilsek!” diye ağızlarının suyu akarken, etrafa karşı, “Vay gidi namussuz herifler ya da kadınlar; bunların ne yaptıklarını okudukça insan, insan olduğuna utanıyor. Hak tüh, hak tüh onlara!” diyorlardı.”

