Kitaplar
Öne Çıkan Alıntılar
“Selim Rıdvan’la vedalaştı. “Kapıda birkaç kişiyi bırakıyorum.” dedi. Benimle vedalaşırken hala kulağıma bakıyordu. Selim gittiğinde Rıdvan’a döndüm. Sarılı olmayan omzuna yumruk savurdum. “Lan blok faşisti! Ankara’nın tarihi en kanlı yurdunda reis olup böyle tek gezersen diğer kolunu da sararlar.” Acıdan kıvranırken gülüyordu. “Emre dokunma!””
“AŞTİ’nin peronlarında asılı rakamların önünde saniyeler koşuşturuyordu. Yelkovanlar yürüyordu. Otobüsler perona yanaştığında perondaki rakamlar tam saati gösteriyordu. Ben tıpkı çocukluğumdaki gibi merkezindeki noktaydım. Zamanın değiştiremediği durağan bir iz gibi...”
“Selim Rıdvan’la vedalaştı. “Kapıda birkaç kişiyi bırakıyorum.” dedi. Benimle vedalaşırken hala kulağıma bakıyordu. Selim gittiğinde Rıdvan’a döndüm. Sarılı olmayan omzuna yumruk savurdum. “Lan blok faşisti! Ankara’nın tarihi en kanlı yurdunda reis olup böyle tek gezersen diğer kolunu da sararlar.” Acıdan kıvranırken gülüyordu. “Emre dokunma!””
“AŞTİ’nin peronlarında asılı rakamların önünde saniyeler koşuşturuyordu. Yelkovanlar yürüyordu. Otobüsler perona yanaştığında perondaki rakamlar tam saati gösteriyordu. Ben tıpkı çocukluğumdaki gibi merkezindeki noktaydım. Zamanın değiştiremediği durağan bir iz gibi...”
“AŞTİ’nin peronlarında asılı rakamların önünde saniyeler koşuşturuyordu. Yelkovanlar yürüyordu. Otobüsler perona yanaştığında perondaki rakamlar tam saati gösteriyordu. Ben tıpkı çocukluğumdaki gibi merkezindeki noktaydım. Zamanın değiştiremediği durağan bir iz gibi...”
“Dört okulun öğrencileri yemekhaneye yürürken Antarktika’daki İmparator penguenleri gibiydik. Kızlar ayak bileklerine sarkan etekleri, erkekler ütülü pantolonlarının altında parlayan kunduralarıyla yemek sırası bekliyordu. Boynumu sıkan tasmayı biraz gevşettiğimde bir öğretmen köpeğini uyaran bekçi gibi sesleniyordu. Düzelt onu...”

