Kitaplar

Kendinin Avcısı

Kendinin Avcısı

Kendinin Avcısı

Bir Acıya Kiracı

Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar

Bir Acıya Kiracı

Şiirin İlk Atlası

Şiirin İlk Atlası
Alaturka Şiirler

Bir Acıya Kiracı (Bütün Şiirleri)

Yel Ve Gül
Öne Çıkan Alıntılar
“Yarına var mısın söyle? Doğacak çocuğa, çığlığa, ishak kuşuna..”
“Biraz elek, biraz da yelken, Gömü ve gömüt birini, Eski bir sandık, Ki açmamış yıllardır Hiç bir anahtar kilidini, Pasını teriyle pekiştiren, Yüreği balık gibi dönen birini. Gizli bir hüznü barındıran Dudağının kıvrımında, Etine iliştirmiş incecik iğnesini, Çiçeği yolunmuş birini, Belki de dut gibi Yere döken meyvesini, Çanı dilsiz birini. Sevgisi yağmur yemiş Parmakları filizlenen, Soluğu kuş tüneği, Yanağında beni olan birini, Ağlayan, ekmek kesen, Birşeyler bekleyen gelecekten Kedisi gebe birini. Gölgesi yıldız dolu, Gecesi peşinde Ve renkli donanma fişeği Işıkla dolduran Bir çocuğun oyuncak sepetini, Rüzgarı tarazlanmış Yol yorgunu birini. Güneşi görünce unutan Bunca boyayla, bunca rendeyi, Çatlağından sızdıran reçinesini, Pervazına tutunmuş Tahta kapı olan birini, Birini bulurum mutlaka, Yangınımı körükleyen birini.”
“Kendi ipimi belki kendim çekerim.”
“Biraz elek, biraz da yelken, Gömü ve gömüt birini, Eski bir sandık, Ki açmamış yıllardır Hiç bir anahtar kilidini, Pasını teriyle pekiştiren, Yüreği balık gibi dönen birini. Gizli bir hüznü barındıran Dudağının kıvrımında, Etine iliştirmiş incecik iğnesini, Çiçeği yolunmuş birini, Belki de dut gibi Yere döken meyvesini, Çanı dilsiz birini. Sevgisi yağmur yemiş Parmakları filizlenen, Soluğu kuş tüneği, Yanağında beni olan birini, Ağlayan, ekmek kesen, Birşeyler bekleyen gelecekten Kedisi gebe birini. Gölgesi yıldız dolu, Gecesi peşinde Ve renkli donanma fişeği Işıkla dolduran Bir çocuğun oyuncak sepetini, Rüzgarı tarazlanmış Yol yorgunu birini. Güneşi görünce unutan Bunca boyayla, bunca rendeyi, Çatlağından sızdıran reçinesini, Pervazına tutunmuş Tahta kapı olan birini, Birini bulurum mutlaka, Yangınımı körükleyen birini.”
“Biraz elek, biraz da yelken, Gömü ve gömüt birini, Eski bir sandık, Ki açmamış yıllardır Hiç bir anahtar kilidini, Pasını teriyle pekiştiren, Yüreği balık gibi dönen birini. Gizli bir hüznü barındıran Dudağının kıvrımında, Etine iliştirmiş incecik iğnesini, Çiçeği yolunmuş birini, Belki de dut gibi Yere döken meyvesini, Çanı dilsiz birini. Sevgisi yağmur yemiş Parmakları filizlenen, Soluğu kuş tüneği, Yanağında beni olan birini, Ağlayan, ekmek kesen, Birşeyler bekleyen gelecekten Kedisi gebe birini. Gölgesi yıldız dolu, Gecesi peşinde Ve renkli donanma fişeği Işıkla dolduran Bir çocuğun oyuncak sepetini, Rüzgarı tarazlanmış Yol yorgunu birini. Güneşi görünce unutan Bunca boyayla, bunca rendeyi, Çatlağından sızdıran reçinesini, Pervazına tutunmuş Tahta kapı olan birini, Birini bulurum mutlaka, Yangınımı körükleyen birini.”
“Bana karşı ben vardım Çaldığım kapıların ardında, Ben açtım, ben girdim Selamlaştık ilk defa”

