Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
Metin Altıok

Metin Altıok

11 kitap

14 Mart 1941’de İzmir, Bergama’da doğdu. Çocukluğunu ve ilkgençliğini geçirdiği Karşıyaka’da ilk, orta ve lise öğrenimini tamamladı. 1971’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. 1967’de Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde ilk resim sergisini açtı (Çetin Sipahi ile birlikte). Daha sonraki yıllarda yine Fransız Kültür Merkezi’nde, Ankara Sinematek Derneği ’nde (Orhan Taylan’la birlikte), Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde resimlerini sergiledi.1979’a kadar Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde çalıştı. 1979 yılında Bingöl Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. 1987-1990 arası aynı görevi Karaman Lisesi’nde sürdürdü. 1990 yılı başında emekliye ayrılarak Ankara’ya yerleşti. İki kez evlendi. İlk evliliğinden bir kızı oldu. Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sıvas’ta, 2 Temmuz 1993 günü şeriatçıların saldırısına uğrayan Madımak Oteli’ndeki yangından ağır yaralı olarak kurtulduysa da 9 Temmuz 1993 günü, yangında yaşamlarını yitiren 36 arkadaşının kaderini paylaştı.

Litopya'da bu yazar

Metin Altıok, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 11 kitabı yer alıyor. Kitapları 2000-2019 yılları arasında Can Yayınları, Kırmızı Kedi Yayınevi, Kırmızı Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 238 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Şiir (Yerli) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Kendinin Avcısı” (okur puanı 8.53). Litopya okurları bu kitaplara 158 puan ve 13 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.32.

11
Kitap
158
Toplam Puanlama
★ 8.5
Ortalama Puan
12
İnceleme
61
Alıntı
En Popüler KitabıKendinin Avcısı★ 8.5 · 34 oy

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Yarına var mısın söyle? Doğacak çocuğa, çığlığa, ishak kuşuna..”

@begum_dervisli_28📖 Kendinin Avcısı

“Biraz elek, biraz da yelken, Gömü ve gömüt birini, Eski bir sandık, Ki açmamış yıllardır Hiç bir anahtar kilidini, Pasını teriyle pekiştiren, Yüreği balık gibi dönen birini. Gizli bir hüznü barındıran Dudağının kıvrımında, Etine iliştirmiş incecik iğnesini, Çiçeği yolunmuş birini, Belki de dut gibi Yere döken meyvesini, Çanı dilsiz birini. Sevgisi yağmur yemiş Parmakları filizlenen, Soluğu kuş tüneği, Yanağında beni olan birini, Ağlayan, ekmek kesen, Birşeyler bekleyen gelecekten Kedisi gebe birini. Gölgesi yıldız dolu, Gecesi peşinde Ve renkli donanma fişeği Işıkla dolduran Bir çocuğun oyuncak sepetini, Rüzgarı tarazlanmış Yol yorgunu birini. Güneşi görünce unutan Bunca boyayla, bunca rendeyi, Çatlağından sızdıran reçinesini, Pervazına tutunmuş Tahta kapı olan birini, Birini bulurum mutlaka, Yangınımı körükleyen birini.”

@burcu_banazoglu_12📖 Kendinin Avcısı

“Kendi ipimi belki kendim çekerim.”

“Biraz elek, biraz da yelken, Gömü ve gömüt birini, Eski bir sandık, Ki açmamış yıllardır Hiç bir anahtar kilidini, Pasını teriyle pekiştiren, Yüreği balık gibi dönen birini. Gizli bir hüznü barındıran Dudağının kıvrımında, Etine iliştirmiş incecik iğnesini, Çiçeği yolunmuş birini, Belki de dut gibi Yere döken meyvesini, Çanı dilsiz birini. Sevgisi yağmur yemiş Parmakları filizlenen, Soluğu kuş tüneği, Yanağında beni olan birini, Ağlayan, ekmek kesen, Birşeyler bekleyen gelecekten Kedisi gebe birini. Gölgesi yıldız dolu, Gecesi peşinde Ve renkli donanma fişeği Işıkla dolduran Bir çocuğun oyuncak sepetini, Rüzgarı tarazlanmış Yol yorgunu birini. Güneşi görünce unutan Bunca boyayla, bunca rendeyi, Çatlağından sızdıran reçinesini, Pervazına tutunmuş Tahta kapı olan birini, Birini bulurum mutlaka, Yangınımı körükleyen birini.”

@serap_demirtasli_14📖 Kendinin Avcısı

“Biraz elek, biraz da yelken, Gömü ve gömüt birini, Eski bir sandık, Ki açmamış yıllardır Hiç bir anahtar kilidini, Pasını teriyle pekiştiren, Yüreği balık gibi dönen birini. Gizli bir hüznü barındıran Dudağının kıvrımında, Etine iliştirmiş incecik iğnesini, Çiçeği yolunmuş birini, Belki de dut gibi Yere döken meyvesini, Çanı dilsiz birini. Sevgisi yağmur yemiş Parmakları filizlenen, Soluğu kuş tüneği, Yanağında beni olan birini, Ağlayan, ekmek kesen, Birşeyler bekleyen gelecekten Kedisi gebe birini. Gölgesi yıldız dolu, Gecesi peşinde Ve renkli donanma fişeği Işıkla dolduran Bir çocuğun oyuncak sepetini, Rüzgarı tarazlanmış Yol yorgunu birini. Güneşi görünce unutan Bunca boyayla, bunca rendeyi, Çatlağından sızdıran reçinesini, Pervazına tutunmuş Tahta kapı olan birini, Birini bulurum mutlaka, Yangınımı körükleyen birini.”

@sevil_kaykili_31📖 Kendinin Avcısı

“Bana karşı ben vardım Çaldığım kapıların ardında, Ben açtım, ben girdim Selamlaştık ilk defa”

@kubra_irisoglu_40📖 Kendinin Avcısı