Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
Olga Tokarczuk

Olga Tokarczuk

12 kitap

29 Ocak 1962’de Sulechov’da Polonya’da doğdu. Varşova Üniversitesi’nde psikolog olarak çalıştı. Ardından edebiyat kariyerine başladı. Yazar Carl Jung üzerine çalışmalar yaptı. Man Booker 2018 sahibi olan Olga Tokarczuk bu yıl yapılan açıklamayla 2018 Nobel Edebiyat Ödülü’nün de sahibi oldu. Olga Tokarczuk 2018 yılının edebiyat dünyasının en prestijli iki ödülünü birden kazanmış oldu.

Litopya'da bu yazar

Olga Tokarczuk, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 12 kitabı yer alıyor. Kitapları 1996-2025 yılları arasında ALABANDA YAYINLARI, Berliner Taschenbuchverlag, Everest Yayinlari etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 456 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Roman (Çeviri) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Kitap’ın Yolcuları” (okur puanı 8.76). Kitabın tanıtımından: “Kitap’ın Yolcuları - TİMAŞ YAYINLARI - Olga Tokarczuk - Fransa 1685. Kral Katolikliği tek yasal din olarak ilan eder. Bir grup Protestan…” Litopya okurları bu kitaplara 146 puan ve 10 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.72.

12
Kitap
146
Toplam Puanlama
★ 8.6
Ortalama Puan
10
İnceleme
34
Alıntı
En Popüler KitabıKitap’ın Yolcuları★ 8.8 · 41 oy

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Bir kadın saç rengini değiştirdiğinde, bu onun için yeni bir dönemin başladığı anlamına gelir.”

“Evliliğinde aşktan vazgeçmişti, çünkü aşk ondan vazgeçmişti..”

@begum_cikrikcioglu_14📖 Kitap’ın Yolcuları

“Bir kadın saç rengini değiştirdiğinde, bu onun için yeni bir dönemin başladığı anlamına gelir.”

@eflin_kapusuzli_74📖 Kitap’ın Yolcuları

“Eğer gece, ölüme benzeyen bir hal ise, alacakaranlık onun her gün tekrarlanan can çekişmesidir.”

“"İnsan ne zaman ölmeye başlar? Yaşamda kesinlikle böyle bir an olmalı, kısa, fark edilmez, ama mutlaka olmalı."”

@sevgi_eksenli_10📖 Son Hikayeler

“Nasıl bir dünya bu? Birinin gövdesi ayakkabı, köfte, sosis veya yatağın önüne serilen halı oluyor, birinin kemikleri çorba yapmak için kaynatılıyor… Birinin karnından ayakkabılar, kanepeler, çantalar yapılıyor, birinin kürküyle ısınılıyor, birinin eti yeniyor, küçük parçalara bölünüp, yağda kızartılıyor. Dahice felsefelere ve teolojilere birçok düşünce uygulanmış olmasına rağmen, bu felaket, bu kitle katliamı, zalimce, ruhsuz, otomatik olarak , vicdanlar sızlamadan, bir an bile düşünmeden sahiden de gerçekleşiyor mu? Öldürmenin ve acının ilke olduğu nasıl bir dünya bu? Bizim neyimiz var?”