Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
ÖF

Ömer Faruk Yazıcı

4 kitap

Litopya'da bu yazar

Ömer Faruk Yazıcı, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 4 kitabı yer alıyor. Kitapları 2018-2023 yılları arasında Gazi Kitabevi, KETEBE YAYINEVİ, Ötüken Neşriyat etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 144 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Genel kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Türk Kültüründe Gulyabani İncelemeler / İllüstrasyonlar” (okur puanı 8.10). Kitabın tanıtımından: “Türk folklorunun en dehşet verici figürlerinden olan gulyabaninin, Doğulu ve Avrupalı demonik tasavvurları da gözetilerek, ulusal birikimimizin yarattığı halk bilgisi, klasik ve çağdaş edebiyat kaynakları ile popüler kültürde…” Litopya okurları bu kitaplara 46 puan ve 3 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.88.

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Gulyabaninin dişil olma ve hem çocukların koruyucusu hem de tehlikeli bir varlık olması özellikle onun iki yönünü ortaya koymaktadır. “Anne arketipi”nde görülebilen kadının birbiriyle bütünleşen iki yönü vardır: Bakıp büyüten, koruyan, şevkat gösteren, ilham veren Umay, Ak Ene, Ak kızlar, yer-sub , Od Ene ve Ana Maygıl ile korkutan, yutan, yakan bir öldüren Al karısı , Yalmavuz, kara kızlar, kocakarı ve cadı; anne arketipinin iki parçasını oluşturur ve hayatla ölüm, geceyle gündüz aydınlıkla karanlık, iyilikle kötülük ve varlıkla yokluk gibi bir ve bütündür (Fedakâr,, 2014: 18).”

“Gulyabani romanı; Hüseyin Rahmi’nin Cadı (1913), Mezarından Kalkan Şehid (1929) romanları gibi dönemin halkının batı inançlarını mizahi bir şekilde ele alarak bunların beyhudeliğini halka göstermeye çalıştığı romanlarındandır. Bu eserlerde kurgular batıl inançlara inanmayanlarla inananların karşı karşıya gelmesi üzerine kuruludur (Koşar, 2005: 11-13). Bu kitap, yazarın realist/akılcı düşünceyi savunan; halkın boş inançlarını, cinleri, perilere ve tuhaf olaylar inanmasın eleştiren romanlarından biridir ki bu husus eserlerinin birçoğunda epey öne çıkar. Hüseyin Rahmi, eserlerinde doğal ve gerçekçi bir uslupla o dönemin İstanbul’undaki insanların hayatlarında, konuşmalarında kesitler sunarken aynı zamanda onların değer yargılarını, boş inançlarını ve katı gelenekçiliklerini eleştirmektedir. O; okuyucuyu bilinçlendirmeye, boş inançlardan ve çağdışılıktan uzaklaştırırken bunu bu inanışları gülüç yönlerini ön plana çıkartarak yapmaktadır. Bu nedenle bazı eserlerinde öğreticiliğin dozu kaçtığı için romanın estetiğini bozsa bile yazarın en belirgin özelliği olagelmiştir.”

“Çeşitli anlatmalarda gulyabaniler insanları adlarıyla çağırır ve cevap verenlere zarar verir, onları delirtir veya öldürür.”

“Çeşitli anlatmalarda gulyabaniler insanları adlarıyla çağırır ve cevap verenlere zarar verir, onları delirtir veya öldürür.”

“Çeşitli anlatmalarda gulyabaniler insanları adlarıyla çağırır ve cevap verenlere zarar verir, onları delirtir veya öldürür.”