Kitaplar

30 Mayıs 1876 Darbesi ve Meşrutiyetin İlanı

Türkiye'de Sol Darbe Teşebbüsü: 9 Mart 1971

Marka Hakkına Tecavüz ve Hukuksal Korunma Yolları
Spor Kulüpleri

Sermaye Piyasasında Yatırımcının Korunması (6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununa Göre)
Öne Çıkan Alıntılar
“12 Mart Öncesi İstihbarat Faaliyetleri MİT tüm bu cunta oluşumlarını yakinen takip ediyordu. Aslında MİT 1960 darbesi ve Albay Talat Aydemir'in darbe teşebbüsleri sonrasında cuntaları takip ve içlerine sızma konusunda tecrübe kazanmıştı. Bu konuda hatırı sayılır bir CIA desteği de söz konusuydu. Hatta özellikle 12 Mart 1971 öncesi dönemde CIA o kadar etkin ve gizli bir fonksiyon üstlenmişti ki MİT onun çok gerisinde kalmış ve ülke içinde olan pek çok terörist eylem CIA desteği ile deşifre edilmiştir. 15 MİT ajanı Mahir Kaynak da 9 Mart 1971 tarihindeki sol darbe teşebbüsünün yalnız iç tedbirlerle değil, ABD istihbaratının büyük desteği ile akamete uğratıldığı görüşündedir.”
“1971'in Mart ayı başında Türkiye'deki sol cephede ne tartışılıyordu, neyin uğrunda vuruşuluyordu biliyor musunuz? Türkiye'nin Marksizm-Leninizm tarafından fethi şehirlerin kırları zapt etmesiyle mi başlasın yoksa kırların şehirleri zapt etmesiyle mi? Evvelâ işçiler mi "1971 yılı gündeminde bulunan grev" ile iktidarı tuşa getirsinler yoksa köylüler mi Aydın ilinin Germencik ilçesinin 1850 nüfuslu, eski adı Âsi Kürtler" yeni adı "Turanlar" olan köyündeki devrimci eylemi "yüzlerce köye" yayarak şehirleri zapt etsinler? "Burjuvazinin yumuşak karnı" neresidir?”
“İttihatçı asker-sivil aydınlar, "Türk Jakoben'leri" veya "Jön Türkler" olarak adlandırılmışlardı. O halde Avcıoğlu ve arkadaşlarını “Yeni İttihatçılar", "Yeni Jön Türkler" veya "Jakobenler" olarak adlandırmak yanlış olmayacaktır. O dönemde Avrupa, özellikle Fransa ve ABD arasında sorunlar mevcuttu. Avcıoğlu'nun görüşleri Avrupa ve Üçüncü Dünya'daki yükselen Anti-Amerikancı dalga ile örtüşüyordu. Hâl böyle olunca, ortaya konulan Anti-Emperyalist ideolojik çizgi, ordudaki üçüncü dünyacı, sosyalist ve Kemalist askeri okul talebeleri ile subayların ilgisini çekmekteydi. Doğan Avcıoğlu tarafından yazılan kitaplar ve Devrim gazetesi, askeri okul ve ordu kantinlerinde adeta "bestseller romanı" gibi satılıyor, elden ele dolaşıyor ve baş ucu kaynakları olarak her yere götürülüyordu.”
