Kitaplar

Rüzgarın Adı / Kral Katili Güncesi 1. Gün

Bilge Adamın Korkusu / Kral Katili Güncesi 2. Gün

Sessizliğin Müziği

A Slow Regard of Silent Things

The Name of the Wind
Öne Çıkan Alıntılar
“"Onu sürekli takardın,” dedim sakin tutmaya çalıştığım bir sesle, sanki hakkında her ayrıntıyı bilmiyormuşum, sanki tedirgin olduğunda veya düşüncelere daldığında onu parmağında çevirme huyundan habersizmişim gibi. “Yüzüğüne ne oldu?””
“İki nesne birbirine ne kadar çok benziyorsa aralarındaki bağ da o kadar sağlam olur.”
“"Sadece doğruları söyleyeceğim." "Zaten doğrulardan başka hiçbir şey beni alt edemez. Doğrudan daha sert ne olabilir ki?"”
“"Sadece doğruları söyleyeceğim." "Zaten doğrulardan başka hiçbir şey beni alt edemez. Doğrudan daha sert ne olabilir ki?"”
“Zihnimizin sahip olduğu en büyük beceri belki de acıyla başa çıkmaktır. Klasik yaklaşım bize herkesin ihtiyacı doğrultusunda geçtiği dört kapı olduğunu öğretir. Birinci kapı uykudur. Uyku bize dünyadan ve onu dolduran tüm acıdan kaçabileceğimiz bir sığınak sağlar. Bir insan ağır yaralandığı zaman genellikle kendinden geçer. Aynı şekilde travmatik haberler alan birinin bayıldığı olur. Zihin ilk kapıdan işte böyle geçerek kendini acıdan korur. İkinci kapı unutmaktır. Bazı yaralar kısa zamanda kapanamayacak, hatta belki de asla iyileşemeyecek kadar derindir. Ayrıca bazı anılar o kadar azap vericidir ki onlara alışmak mümkün değildir. “Zaman tüm yaraları iyileştirir” sözü yanlıştır. Zaman çoğu yarayı iyileştirir. Geri kalanlar bu kapının ardında saklıdır. Üçüncü kapı deliliktir. Bazen insanın aklı öyle bir darbe alır ki kendini delilikte saklar. Bu ilk bakışta faydalı gözükmese bile öyledir. Gerçekliğin acıdan başka bir şey getirmediği zamanlar vardır ve bu acılardan sakınmak için zihnin gerçekliği geride bırakması gerekebilir. Dördüncü kapı ölümdür. Son sığınak. Öldükten sonra bizi hiçbir şey incitemez. Ya da en azından bize öyle söylenir.”
“...hancının kendisi de keyifsizdi. Sağlıksız değil, sadece içi boştu. Sönüktü. Yanlış bir toprağa dikilen ve hayati bir ihtiyacından yoksun kaldığı için solmaya başlayan bir bitki gibi.”
