Kitaplar

Kültür Üretimi Sembolik Ürünler Sembolik Sermaye

Ayrım: Beğeni Yargısının Toplumsal Eleştirisi

Devlet Üzerine College de France Dersleri (1989-1992)

Bilimin Bilimi ve Düşünümsellik

Sosyolojiyi Düşünmek / Düşünümselliğe Dönüş

Homo Academicus

Ders Üzerine Ders

Devlet Soyluları Büyük Okullar ve Zümre Ruhu

Bir Oto-Analiz İçin Taslak

Bekarlar Balosu Fransa Kırsalında Köylülerin Krizi

Manet Sembolik Devrim

Genel Sosyoloji: Collège de France Dersleri (1981-1983)

Düşünümsel Sosyolojiye Davet

Dünyanın Sefaleti

Sanat Sevdası Avrupa Sanat Müzeleri ve Ziyaretçi Kitlesi

Pratik Nedenler : Eylem Kuramı Üzerine

Sosyolog ve Tarihçi

Sanatın Kuralları

Karşı Ateşler Neoliberal İstilaya Karşı Direnişe Hizmet Edecek Sözler

Televizyon Üzerine

Bir Pratik Teorisi İçin Taslak Kabiliye Üzerine Üç Etnoloji Çalışması

Heidegger'in Politik Ontolojisi

Akademik Aklın Eleştirisi Pascalca Düşünme Çabaları

Karşı Ateşler 2 / Avrupa Sosyal Hareketi İçin

Sosyoloji Meseleleri

Yeniden Üretim

Pratik Nedenler / Eylem Kuramı Üzerine

Ayrım Beğeni Yargısının Toplumsal Eleştirisi

Varisler Öğrenciler ve Kültür

Eril Tahakküm

Sosyolog ve Tarihçi

Bilimin Toplumsal Kullanımları Bilimsel Alanın Klinik Bir Sosyolojisi İçin

Seçilmiş Metinler

Bir Otoanaliz İçin Taslak

Bekarlar Balosu

Sanatın Kuralları/Yazınsal Alanın Oluşumu ve Yapısı

Karşı Ateşler

Televizyon Üzerine

Esquisse d'une théorie de la pratique, précédé de trois études d'ethnologie kabyle
Öne Çıkan Alıntılar
““Taşıdığın unvanın hakkını verecek düzeyde olmalısın.””
“Bana kalırsa ideal bir dersin vermesi gereken şey, hak ettiği anlamıyla "yöntem" denilen şeydir (çünkü "yöntem", bugün artık ne anlama geldiği dahi anlaşılamayan, içi boşaltılmış bir sözcük... Yöntem ne dogmadır ne de tezler - elbette bir dönem filozoflar tezler öne sürüyorlardı ama benim tarzım kesinlikle bu değil). Amacım, bir dersin işleyişini olası tüm aksaklıklarıyla ortaya koyarak, farkına varmaksızın kazanılabilecek düşünme biçimleri ya da tarzları geliştirmek... Konuşmamda nasıl bir strateji izlediğimi anlatabildim sanıyorum: Konuşmamın aksayabilecek yönlerini peşinen mazur görmenizi, hatta ve hatta bunları kasten yapmış olabileceğimi düşünmenizi istiyorum; elbette her seferinde kasti olacak diye bir kaide yok. Moda tarzda bir konuşma yapmak isteseydim, sunumumu taslak kavramı üzerinden yapardım; çünkü gerçeklikten kopuk bir şekilde (Parislilere özgü bir şekilde diyelim), insan, dilediği her şeyi söylenebilir. O zaman şöyle derdim: "Size bazı [çalışma] taslakları sunacağım, son derece muğlak şeyler söyleyeceğim, vb." Ama ben böyle bir sunum yapmayacağım; çünkü bu, yüzde yüz doğru olan bir şeyi gerçeklikten koparmak anlamına gelir.”
“Toplumsal sınıflar üzerine yığınla ders var ve eğer aranızda benim anlattıklarımı yetersiz bulan olursa, onlara bu sorun hakkında hayli kayda değer kaynakçalar önerebilirim. Bana kalırsa ihtiyacımız olan şey, belli bir amaca yönelmiş bir çalışma; yani biraz da kibirli bir şekilde söylendiği üzere "sorunu çözmek" yerine, en azından başlangıçta bildiklerimizi sorgulamamıza neden olacak şekilde "sorunu ortaya koymak". Bu konuda eğer bir başka büyük ustanın ismini anacak olsam, Wittgenstein derim. Bize tüm bildiklerimizi ya da bildiğimizi sandıklarımızı unutturan ve her ne kadar adına layık her sosyolog toplumsal sınıflar üzerine mükemmel bir ders verebilecek olsa da, sınıflar meselesi gibi bir konu hakkında aslında hiçbir şey bilmediğimizi ya da çok az şey bildiğimizi hissettiren bu tür düşünürlere ihtiyacımız var.”
““Taşıdığın unvanın hakkını verecek düzeyde olmalısın.””
““Taşıdığın unvanın hakkını verecek düzeyde olmalısın.””
