Kitaplar

Grek Estetiği Güzellik ve Sanat Felsefesi

Tasarım Felsefesi

Estetik Beğeni

Felsefeye Giriş

Felsefenin Işığında Modern Resim

Croce Estetiği

Estetik

Marksist Estetik

Yeni Bir Aydınlanmaya Doğru

Tasarım Felsefesi Tasarım Modelleri ve Endüstri Tasarımı

Sanat Ontolojisi

Estetik Beğeni Çağdaş Sanat Felsefesi Üstüne

Felsefeye Giriş

Felsefenin Işığında Modern Resim Modern Resimden Avangard Resme

Marksist Estetik

Grek Estetik'i / 5-A-16

Marksist Estetik
Öne Çıkan Alıntılar
“(²) Sosyalist gerçekçiliğin böyle yanlış uygulanmasının nedeni, kuşkusuz, bir zamanlar ideolog ve politikacıların dar parti anlayışı yönünde sanata yaptıkları baskı olmuştur. Klişeleşmiş sloganlar sanata dikte edilmek istenmiştir. Ama, bu sloganlar her zaman geçerli olan doğrular mıydı? Çağdaş bir Sovyet yazarı buna çok sonraları şöyle bir yanıt verir: «Bir takım kalıplaşmış düşüncelerin yalnızca kişilerin putlaştırıldığı yıllarda durmadan tekrarlanması yüzünden değişmez doğrular sayılacağına inanmak yanlış olur. O yıllarda Batıda birbirinden çok ayrı bir çok sanat hareketi nasıl üstün körü, haksız, acımasız bir tutumla yozlaşmışlıkla' suçlanmıştı.» (3) Bütün bunlar, parti ideologlarınca, politik ve ideolojik değerler için yapılıyordu.”
“Hegel'e göre, gelişme, Mutlak'ın gelişmesi olup bu da belli bir yolda kendini gösterir. Bu yol, diyalektik yoldur. Karşıtlara dayanarak meydana gelen bir süreçtir. Bu diyalektik, tez, antitez ve sentez gibi üç aşamadan, ya da adımdan oluşur. İlkin bir tez durumu vardır, sonra bunun karşıtı bir antitez ortaya çıkar. Bu karşıtlık da sentezde ortadan kalkar. Daha doğrusu karşıtlar sentezde birleşerek ortadan kalkar. Bu sentez ile yeni bir sürecin ilk adımı ortaya çıkmış olur, buradan da yine sentezde sona erecek yeni bir gelişme kendini gösterir ve bu sürekli olarak sürüp gider.”
“Gelecekte makineler eninde sonunda insanları makinaların yapabileceği bütün işlerden kurtaracak, böyle işler insan emeği ile bağdaşmıyan işler sayılacaktır. Ne varki, makinalar gittikçe yetkinleşince, insanın büyüklüğünün yetkin olmamasından ileri geldiği anlaşılacaktır. İnsan da sibernetik makinalar gibi, devimsel, kendi kendini yetkinleştiren bir varlıktır, ama, hiç birzaman kendine yeterli olmayan, her zaman sonsuzluğa açık, hiç bir zaman yalnız mantık kurallarına uymayan bir varlık. 'Quod nunc ratio est impetus antefuit' (şimdi akıl olan şey eskiden içgüdüydü) diyor Ovidius. Bu tutku, bu coşku, bu yaratıcı eksiklik insanı her zaman makinadan ayıracaktır.”

