Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
SÇ

Savaş Çekiç

5 kitap

Litopya'da bu yazar

Savaş Çekiç, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 5 kitabı yer alıyor. Kitapları 2008-2022 yılları arasında SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI, YİTİK ÜLKE YAYINLARI, Yordam Kitap etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 287 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Şiir (Yerli) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Devlet, Düzen, Anarşi Türkiye'de Edebiyat ve Antikomünizm” (okur puanı 8.93). Kitabın tanıtımından: “Türkiye’nin Soğuk Savaş’a dâhil oluşuyla birlikte, antikomünizm siyasetin merkezine yerleşir ve ülkenin her alanına sirayet ederken, bunun edebiyat alanına yansıması da kaçınılmaz olmuştur. Bu antikomünist dalga, sağcı…” Litopya okurları bu kitaplara 46 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 9.16.

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Faşizmin evrensel ideolojik şemasına uygun bir şekilde, ülkücülük de sınıfların ahenk içinde yaşadığı, emek-sermaye çelişkisinin olmadığı bir toplum tahayyülünü dile getirir.”

“1983 yılında Türkiye'de İzmit, Izmir, Batman ve Kırıkkale'de bulunan dört petrol rafinerisi, devlet şirketi TÜPRAŞ'ın kurumsal çatısı altında birleştirildi. Bu şirket Türkiye'nin rafinaj kapasitesinin çoğunu kontrol etmekteydi ve ülkenin toplam petrol ürünleri depolama kapasitesinin %59'una sahipti. TÜRAŞ’ın kısmi özelleştirilmesi 1991 yılında başladı ve 2005 yılında Koç Holding ve Shell'den oluşan bir konsorsiyum şirketin %51 hissesini gerçek değerinin çok altında olan 4,1 milyar dolara satın aldı. Koç Holding bu yatırımın karşılığını fazlasıyla geri almıştır.”

“Marx’ın ifadesiyle, insanlar devlerin varlığını görmezden gelmek için "sisten yapılma bir maskeyi gözlerine ve kulaklarına kadar indirirler" ama nafiledir çünkü sermayenin nefesi, bu sisin ardında da duyulur.”

“Nâzım'dan "ipten ve kazıktan kurtulmuş kaşarlı sabıkalılardandır" diye söz eder.”

“Faşizmin evrensel ideolojik şemasına uygun bir şekilde, ülkücülük de sınıfların ahenk içinde yaşadığı, emek-sermaye çelişkisinin olmadığı bir toplum tahayyülünü dile getirir.”

“(...) Türkiye yönetici sınıfı 1945 sonrası, antikomünizm adına Cumhuriyet'in kurucu felsefesinden giderek uzaklaşmış, Türk sağı da antikomünizmle birlikte devlete sahip çıkma ve onu yeniden kendisinin olarak görme şansına sahip olmuştur. Bu devletle Türk sağı arasındaki gerilimli ama varoluşsal ilişkinin temelini oluşturmuştur.”