Kitaplar
Öne Çıkan Alıntılar
“İnsan uzun ve kederli gecelerinde düşüncelerinin seyyahıdır. Karanlığın içine uzanan yollar bazen bir hatıraya, bazen de pişmanlığa çıkar. Yıldızların dahi ulaşamadığı derinlikte, zihnin bir fener gibi yanar bir an parlar, bir an söner. O seyyahlıkta duraklar yoktur, yal- nızca geçmişin gölgeleriyle, geleceğin muğlak ihtimalleriyle kurduğun karşılıksız monologlar vardır.”
“İnsan uzun ve kederli gecelerinde düşüncelerinin seyyahıdır. Karanlığın içine uzanan yollar bazen bir hatıraya, bazen de pişmanlığa çıkar. Yıldızların dahi ulaşamadığı derinlikte, zihnin bir fener gibi yanar bir an parlar, bir an söner. O seyyahlıkta duraklar yoktur, yal- nızca geçmişin gölgeleriyle, geleceğin muğlak ihtimalleriyle kurduğun karşılıksız monologlar vardır.”
“Kendimi bir kütüphanede hayal ediyorum, rafları tozlanmış, kitapların sırt yazıları silinmiş. İçimdeki kütüphaneci uyukluyor, defterleri yanlış raflara yerleştiriyor, o yüzden aynı hikâyeyi tekrar tekrar buluyorum. Bir kitabı açıyorum, daha önce okuduğumu görüyorum ama yine de okuyor, yine de anlatıyorum çünkü yeni hikâyeler bulamıyorum. En çok da zamanla kavga ediyorum...”
“Kendimi bir kütüphanede hayal ediyorum, rafları tozlanmış, kitapların sırt yazıları silinmiş. İçimdeki kütüphaneci uyukluyor, defterleri yanlış raflara yerleştiriyor, o yüzden aynı hikâyeyi tekrar tekrar buluyorum. Bir kitabı açıyorum, daha önce okuduğumu görüyorum ama yine de okuyor, yine de anlatıyorum çünkü yeni hikâyeler bulamıyorum. En çok da zamanla kavga ediyorum...”
“Biz, bize yarayı vereni değil, yarayı nasıl sevdiğimizi unutamıyoruzdur, her acı biraz da bizim eserimizdir. Ona biçtiğimiz anlam, yüklediğimiz değer, kucaklayışımız… O yüzden bazı yara izleri kapanmaz çünkü biz o yaraya sarılıp uyuruz, yarayı sahipleniriz.”
“Kendimi bir kütüphanede hayal ediyorum, rafları tozlanmış, kitapların sırt yazıları silinmiş. İçimdeki kütüphaneci uyukluyor, defterleri yanlış raflara yerleştiriyor, o yüzden aynı hikâyeyi tekrar tekrar buluyorum. Bir kitabı açıyorum, daha önce okuduğumu görüyorum ama yine de okuyor, yine de anlatıyorum çünkü yeni hikâyeler bulamıyorum. En çok da zamanla kavga ediyorum...”

