Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
SE

Servet Ertekinoğlu

4 kitap

Litopya'da bu yazar

Servet Ertekinoğlu'nun Litopya kataloğunda 4 kitabı bulunuyor. Kitapları 2006-2026 yılları arasında KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY), Türk Dil Kurumu Yayınları, VURAL YAYINCILIK etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 287 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Şiir (Yerli) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Ne Yola Çıkabildim Ne De Yoldan” (okur puanı 8.28). Kitabın tanıtımından: “YÜZLERCE YILLIK BİR MÜHÜR, İKİ YARIM KALMIŞ HAYAT VE ZAMANI AŞAN BİR HİCRET... Hicret, sadece bir yerden bir yere gitmek midir; yoksa insanın kendi içindeki o derin mağaraya, aslına dönüşü müdür? 13. Yüzyıl, Ahlat... Moğol…” Litopya okurları bu kitaplara 32 puan ve 3 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.42.

4
Kitap
32
Toplam Puanlama
★ 8.4
Ortalama Puan
3
İnceleme
5
Alıntı
En Popüler KitabıNe Yola Çıkabildim Ne De Yoldan★ 8.3 · 18 oy

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Kitap, temelde insanın hayat karşısındaki kararsızlığını, aidiyetsizliğini ve ruhsal bir "arafta kalma" durumunu işler. Bahsettiğiniz bu meşhur alıntı da tam olarak bu ruh halini özetler: Ne bir adım ileriye gidip yeni bir başlangıç yapabilmek (yola çıkabilmek) ne de mevcut durumdan, o yükten tamamen sıyrılabilmek (yoldan çıkabilmek).”

“Dünya, o kadim ve sağır uykusundan uyanmamıştı. Ahlat aynı Ahlat, devran aynı devrandı. Taş avlunun ardında, rüzgârın ve toprağın ezberlediği büyük yangın nihayet kül kesilmiş, kara duman bir matem örtüsü gibi toprağın üzerine serilmişti. Genç kadın başını kaldırıp semanın külengi derinliğine baktı. Keskin ayazı ciğerlerine çektiğinde, sinesindeki yıllanmış düğüm o nefesin içinde eriyip dağıldı. Ve o gece Ahlat'a ilk kar düştü. Taş damları, ulu cevizin dalla-rını, mezar taşlarını ve avludaki ayak izlerini şefkatle örttü. Kılıcın şakırtısı, kamyonun isli uğultusu ve asırların bitmek bilmez kanlı telaş... Hepsi toprağa inen beyaz, serin sükünetin sinesinde eriyip yitti. Toprağın yedi kat dibinde çatlamayı bekleyen tohumun da kapıda dikilen yetimin de cevizin dibinde soluklanan ananın da acelesi bitmişti. Kar, bütün kelimelerin ve yolların üstünü örtmüştü. Asırların yangını, toprağın bu beyaz uykusunda nihayet dinmişti.”

“Yanıyor uyanıyor, uyanıyor yanıyordu. Her yanını soğuk terler basmış; gövdesi sırılsıklam kesilmiş, hayalle hakikat birbirine ka-rışmıştı. Kalbi göğsüne sığmıyor, yerinden çıkacakmış gibi küt küt vuruyordu. Gözlerini aralamaya çabaladı; ancak gözkapaklarına çöken karanlık, iradesini bütünüyle esir aldı. Zihni hâlâ uçurumun kıyısında, düşle gerçeği ayıran eşikteydi. Arzla arasındaki kadim bağ kopuyor, o kahredici boşluğa doğru içi çekilerek savruluyordu. Rüzgâr unutulmuş asırların uğultusuyla kulaklarında çınlıyordu. Ve gölgesi... Gölgesi sahibinden daha aceleciydi, ondan evvel koyu bir zulmete karışıyordu.”

“Kitap, temelde insanın hayat karşısındaki kararsızlığını, aidiyetsizliğini ve ruhsal bir "arafta kalma" durumunu işler. Bahsettiğiniz bu meşhur alıntı da tam olarak bu ruh halini özetler: Ne bir adım ileriye gidip yeni bir başlangıç yapabilmek (yola çıkabilmek) ne de mevcut durumdan, o yükten tamamen sıyrılabilmek (yoldan çıkabilmek).”

“Kitap, temelde insanın hayat karşısındaki kararsızlığını, aidiyetsizliğini ve ruhsal bir "arafta kalma" durumunu işler. Bahsettiğiniz bu meşhur alıntı da tam olarak bu ruh halini özetler: Ne bir adım ileriye gidip yeni bir başlangıç yapabilmek (yola çıkabilmek) ne de mevcut durumdan, o yükten tamamen sıyrılabilmek (yoldan çıkabilmek).”