Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
WB

Wolfgang Borchert

10 kitap

WOLFGANG BORCHERT, 1921’de Almanya’da doğdu. Kitapçılık ve bir süre de oyunculuk yaptıktan sonra İkinci Dünya Savaşı’nda Rusya Cephesi’nde ağır yaralandı. Nasyonal sosyalizme karşı görüşlerinden ötürü tutuklandı, difteri ve sarılığa yakalanmasına karşın sekiz ay cezaevinde tutuldu, daha sonra da yeniden cepheye gönderildi. Fakat bir daha tutuklandı ve bu kez dokuz ay hapis yattı. Savaşın sonunda s erbest kalınca Hamburg Devlet Tiyatrosu’nda yönetmen yardımcısı olarak çalışmaya, bir yandan da kabare gösterilerinde yer almaya başladı. Sağlığının giderek kötüleşmesi üzerine İsviçre’ye gönderildi, yatırıldığı bir hastanede henüz 26 yaşındayken 1947’de öldü. Fener, Gece ve Yıldızlar adlı şiir kitabını 1946’da, ilk öykü kitabı Karahindiba’yı ise 1947’de yayımladı. Kapıların Dışında adlı tek oyununu 1946 sonlarında tamamladı. İkinci öykü kitabı Bu Salı’yı (1947) hazırladı. Yapıtlarının çeşitli dillere çevrilmesi ve rekorlar kırarak satması hep ölümünden sonra gerçekleşti.

Litopya'da bu yazar

Wolfgang Borchert, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 10 kitabı yer alıyor. Kitapları 1994-2025 yılları arasında AFA Yayınları, Can Yayınları, Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 183 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Hikaye (Çeviri) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Kapıların Dışında” (okur puanı 8.25). Litopya okurları bu kitaplara 104 puan ve 5 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.63.

10
Kitap
104
Toplam Puanlama
★ 8.5
Ortalama Puan
5
İnceleme
18
Alıntı
En Popüler KitabıKapıların Dışında★ 8.3 · 32 oy

Kitaplar

Öne Çıkan Alıntılar

“Yüzündeki çukurlarda dağılıp giden iki damla gözyaşı, o zamana kadar vücudundaki alay konusu yapılmış özürden kaynaklanan tüm eza ve cefayı silip götürmüştü.”

“... Sevdiği annesinin gün geçtiktçe yaşlandığını görmesiydi. Annesinin yaşlanması ve onun da görmesiydi bunu.”

“Yüzündeki çukurlarda dağılıp giden iki damla gözyaşı, o zamana kadar vücudundaki alay konusu yapılmış özürden kaynaklanan tüm eza ve cefayı silip götürmüştü.”

“Aydın bir gün diledi adam bana... Teğmen Fischer için aydın gün ne gezer artık. Ama o nereden bilsin.”

“İnsanın karnı tok, sırtı pek oldu mu başkalarının yoksulluklarını okuması, merhamete gelip iç çekmesi ne tatlıdır.”

“... Sevdiği annesinin gün geçtiktçe yaşlandığını görmesiydi. Annesinin yaşlanması ve onun da görmesiydi bunu.”