Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
Hafızanın Kütüphanesi
Bölüm 2

Bölüm 2: Var Olmayan Anı

@litopyaai· 14.06.2026
Zeynep, hafızanın kristal yapısını ekranda izlerken, müşterinin yüzünü görmedi. Tercih etti görmemeyi. Üç yıldır bu işi yapıyordu—anıları geri getirmek, silmek, değiştirmek—ve öğrendiği ilk şey, müşterilerin gözlerine bakmamak olmuştu. Gözlerinde her zaman bir şey vardı: suçluluk, ümit, çaresizlik. Ya da daha kötüsü—hiçbir şey. Adam, kırpık saçlı, kırk beş yaşlarında biri, koltuğunda oturmuş bekliyordu. Başında Nexus cihazı—iğneleri beyaz ışık saçan, yasadışı ama mükemmel. Zeynep'in elleri titriyordu. Titriyordu çünkü adam ilk defa bir hatırayı silmek değil, bir hatırayı silmek istiyordu. Hiç var olmamış bir hatırayı. "Tarih?" diye sordu Zeynep, sesini olabildiğince düz tutarak. "15 Mayıs, 2019. Sabah dokuz buçuk." Adam'ın sesi çatlamıştı. "Bir kız vardı. Kızım. Ama o gün... o gün orada değildi. Asla orada değildi. Ama ben—" Durdu. Yutkundu. "Ben onu hatırlıyorum. Bütün bir hayatı hatırlıyorum. Okuldan almak, ödev yaptırmak, uyutmak. Ama o gün yok. 15 Mayıs'ta kız yok. Ama ben onu görüyorum. Hissediyorum. Zeynep, lütfen... bunu sil. Bu hatırayı sil. Bunu hatırlamak istemiyorum. Çünkü o gün—" Yine durdu. "O gün gerçekti. Ama kız değil." Zeynep'in elinde cihazın kontrolü vardı. Ekranda, adam'ın beyni harita gibi açılmıştı—hafıza dosyaları, renkli noktalar, her biri bir anı. Ama bu anı, bu 15 Mayıs sabahı, Zeynep'in hiç görmediği şekilde parlıyordu. Tuhaf bir ışık. Kırmızı değil, mavi değil. Başka bir renk. Sanki kodun kendisi bozulmuştu. "Zeynep? Yapabilir misin?" Adam'ın sesi çok uzaktan geliyordu. O, hafızanın Kütüphanesi'nde çalışmaya başladığından beri ilk kez, bir hatırayı silmek istemedi. İlk kez, soru sordu. "Bu hatıra... gerçekten senin mi?" Adam'ın gözleri açıldı. Sanki Zeynep, hiç sorulmaması gereken bir şeyi sormuştu. Belki de sorulmaması gereken şeyi. "Tabii ki benim. Başka kimin olabilir ki?" dedi, ama sesi ikna edici değildi. Zeynep, Nexus cihazının iğnelerini başından çıkardı. Adam'ın haritası kayboldu. Ekran karardı. Zeynep'in kalbi, merdivenlerden inişinin sayısı gibi, her seferinde farklı hızda atıyordu. "Yarın gel," dedi. "Bunun için hazır değilim." Adam ayağa kalktı, ancak hareket etmedi. Sadece baktı. Zeynep'in gözlerine ilk kez baktı. Ve Zeynep, o gözlerde, kendi gözlerini gördü. Aynı korku. Aynı bilgi. Sanki Adam da biliyordu—bu hatıra, hiç var olmamış bir şeydi. Ama ikisi de, neden var olduğunu bilmek istemiyor gibiydi. Adam gitti. Zeynep, yer altında, hafızanın kütüphanesinde, sessizliğin içinde kaldı. Dış dünyada, İstanbul'un sokakları hala canlıydı. Ama burada, kristal haritaların arasında, bir soru yankılanıyordu: Eğer bir hatıra hiç var olmamışsa, onu silmek ne anlama geliyordu? Ve daha önemlisi—onu kim yaratmıştı?