Phileas Fogg, Londra'da yaşayan düzenli bir adamdır. Bir akşam, bir arkadaşının iddiası üzerine, 80 günde dünyayı dolaşabileceğini öne sürer. Bu cesur iddiayı kabul eden Fogg, hemen yolculuğuna çıkar. Uşak olarak yanına aldığı Passepartout ile birlikte tren, gemi ve diğer taşıma araçlarıyla yol alır. Ancak yolculukları, pek çok engel ve aksilikle doludur. Hindistan'da yaşanan bir kaza, Fogg'un zamanını daraltırken, aynı zamanda aşkı da keşfetmesine olanak tanır. Yolculuğun sonunda, Fogg'un sadece dünya turunu tamamlamakla kalmayıp, aynı zamanda içsel bir dönüşüm yaşadığı da ortaya çıkar. Fogg, zamanın ve mekânın ötesinde, insanın iradesinin gücünü keşfederken, aşkı ve arkadaşlığı da bulur. Roman, sonuç olarak Fogg'un başarısıyla birlikte, zamanın nasıl algılandığı ve ilişkilerin önemine dair derin bir mesaj taşır.