Şiir mi manifesto mu, belli değil
Karakoç'un bu kitabı beni çok sarıyor çünkü her satırında bir isyan var, ama açıkçası olay örgüsü diye bir şey yok — şiirler birbirine zincirlenmiş gibi, sanki bir adamın iç dünyasının farklı katmanlarını sırayla dinliyorsun, ama bu katmanlar arasında mantıklı bir geçiş, bir kurgu akışı bulamadım, sadece aynı acının farklı yüzlerini görüyorsun. Güzel mi? Evet, çok güzel, ama okunması zor çünkü hiçbir nefes almak için ara yok, baştan sona bir çığlık gibi geldi bana — bu da aslında kitabın gücü ama zayıflığı da.



















