Diğer kitaplarımı yazarken, bir taraftan da düşünsel/tarihi romanımı kurguluyor ve notlar alıyordum. “Toplumsal bir içerik olmalı, mantıksal bir örgü içermeli, evrensel ve bilimsel mesajlar vermeli, ahlâk, adalet, vicdan, estetik, zarafet donanımıyla yürümeli, okuma-yazması olan her yetişkin kolayca anlayabilmeli, akıcı olmalı, çözümler sunmalı” öngörüsüyle yola çıktım. Tasvir, betimleme, süsleme ve detaydan ziyade; bilgi, düşünce, sorgulama öncelikli, hakkaniyet bilincini geliştirmek ve ilgi uyandırmaktı amacım. Tarihsel, kültürel, düşünsel, doğal motiflerle, hayatın tam ortasında desen oluşturmaya çalıştım. Mümkün olduğunca çok kültürlü, toplumsal çeşitliliği dikkate alarak; ortak bir coğrafyada, birlikte yaşam medeniyeti hayal ettim, özlemlerimi paylaştım. Her ne kadar kurgu olsa da tarihin, bilimin, insanlığın, yaşamın gerçekleriyle ters düşmemeye özel gösterdim. Her çağın gerçeği, gereği, tanımı ve hükmü birbirinden farklıdır. Ben de bu zamanın sorunlarını, sorularını roman kurgusu biçiminde, sosyal birikimimle yorumlamaya çalıştım. Elbette ki keskin ve kesin inançlılar aleminde, reel olarak bunu hemen başarmak mümkün değildi. Bir düş idi bizimki bir nevi. Olaylar, diyaloglar, tavırlar bu hamurla, özlemle yoğruldu hep. Ve romanın sonunda ortak bir metin ile beklenti ve özlemlerimizi; uygulanabilir, kalıcı bir metin haline getirdik. Başka bir alanda “aynı kurgunun devamı da gelebilir” düşüncemizi canlı tuttuk. Önemli olan, halis duygu, niyet ve özlemlerimize, insanlık dışı bir unsur katmamak değil midir? Biz hayal eder sunarız da bir başkası geliştirir daha iyisini yapabilir. Bilimsel, toplumsal ve vicdani bakış da zaten bunu gerektirmiyor mu? Ayrıca her düşündüğümüz güzelliği uygulamak, etki ve yetki alanımızın dışındadır zaten. Bize düşen toplumsal gelişime katkı sağlamaktır. Gündemde ve diri tutmaktır. Odundan icat edilen kağnı tekerinin, ihtiyaç, keşif ve inovasyon sürecinde, uçak tekerine kadar gelişebilmesi bunu göstermiyor mu bize? Dileğimiz daha yaşanabilir bir toplum, daha mutlu bir birey, daha organize bir devlet, daha güvenli bir dünya. Romanımız bu coşku, ümit, heyecan ve öğretiyle yola çıktı. Güzellikleri topluma hakkıyla taşıyabilmek, hepimizin görevi, beklentisi ve ideali olmalı. Buyurunuz müzakerelerimiz başlıyor. Bir katılımcı/gözlemci de siz olun. “Romanda kurgulanan ideal yaşamın dünyasına nasıl girebiliriz?” diye soranları, yazdığım ve önerdiğim diğer kitapların atmosferine havale ve davet ediyorum. Daha mutlu, huzurlu, güvenli ve sevimli bir dünyada buluşmak dileğiyle. Ali Rıza Malkoç
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Anadolu Ortak Aşk Medeniyeti, aşkın evrensel bir tema olarak Anadolu'nun tarihsel zemininde nasıl şekillendiğini anlatır. Kitap, farklı inanç ve kültürlere sahip insanların aşk yoluyla nasıl bir araya geldiğini, bu bağların nasıl derinleştiğini ve zamanla ortak bir medeniyet oluşturduğunu ele alır. Hikaye, karakterlerin aşk deneyimleri üzerinden ilerlerken, Anadolu'nun tarihi ve coğrafi zenginliklerini de gözler önüne serer. Farklı dönemlerde geçen olaylar, aşkın sosyal ve kültürel etkilerini derinlemesine inceler. Aşkın hem birleştirici hem de ayrıştırıcı yönleri, karakterlerin yaşadıkları arasında bir denge oluşturur. Bu bağlamda, eserde aşkın insan ruhu üzerindeki etkileri, bireylerin içsel yolculukları ve toplumsal değişim ile ilişkilendirilerek sunulur.
Anadolu Ortak Aşk Medeniyeti, aşkın evrenselliği ve Anadolu'nun zengin kültürel mirası üzerinden bireyler arası bağları keşfeder. Eser, farklı inanç ve kültürlere sahip insanların ortak bir paydada birleşmesini, aşkın birleştirici gücünü vurgular. Aşkın, toplumların geçmişten günümüze nasıl biçimlendiğine dair derin bir bakış sunar. Ayrıca, Anadolu'nun tarihsel ve coğrafi çeşitliliği içinde, bu ortak medeniyetin nasıl var olduğuna dair izler taşır. Tema, insanları bir araya getiren duygusal bağların yanı sıra, aşkın sosyal ve kültürel dinamiklerine de ışık tutar.
Eserdeki karakterler, Anadolu'nun farklı kesimlerinden gelen insanları temsil eder ve her biri kendi hikayesiyle aşkın çeşitli yönlerini yansıtır. Bu karakterlerin derinlikleri, aşkın onları nasıl dönüştürdüğü ile şekillenir. Kimi karakterler, aşkın getirdiği mutluluğu deneyimlerken, kimileri de kayıplar ve ayrılıklar yoluyla aşkın acı tarafını tatma fırsatı bulur. Her biri, toplumun farklı katmanlarından gelen bireyler olarak, aşk aracılığıyla kendi kimliklerini sorgular ve keşfeder.
Eser, karakterlerin aşk deneyimlerinin psikolojik derinliğine inerek, insan psikolojisinde aşkın rolünü irdeler. Aşkın bireyler üzerindeki etkisi, hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Karakterlerin yaşadığı aşk, onları dönüştüren bir süreçtir; bu süreçte kaygılar, tutkular, özlemler ve kayıplar ön plana çıkar. Aşk, insanın içsel çatışmalarını tetikleyebilir ve karakterlerin kendilerini keşfetmelerine olanak sağlar. Bu yönüyle, aşkın psikolojik yönü, bireylerin ilişkilerini ve toplumsal bağlarını nasıl şekillendirdiğini gösterir.
Felsefi açıdan, Anadolu Ortak Aşk Medeniyeti, aşkın doğası üzerine düşünmeye teşvik eder. Aşkın geçici ve kalıcı yönleri, insanın varoluşsal sorgulamalarıyla iç içe geçer. Kitap, aşkın sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir olgu olduğunu göstermektedir. Aşkın evrenselliği, insanlığın ortak deneyimi olarak karşımıza çıkar ve bu bağlamda, aşkın insan ilişkilerinde nasıl bir anlam taşıdığı sorgulanır. Felsefi olarak, aşkın birleştirici ve dönüştürücü gücü, bireylerin yaşamındaki anlam arayışına da kapı aralar.
Anadolu Ortak Aşk Medeniyeti, Anadolu'nun tarihsel ve kültürel geçmişine derin bir bakış sunar. Eser, farklı dönemlerde yaşayan toplumların aşkı nasıl deneyimlediğini ve bu deneyimlerin tarihsel bağlamda nasıl şekillendiğini araştırır. Anadolu, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve farklı kültürlerin iç içe geçtiği bir alan olmuştur. Bu bağlamda, aşkın tarihsel gelişimi, toplumların sosyal yapılarıyla paralellik gösterir. Eser, bu tarihsel zenginlik içinde aşkın nasıl ortak bir medeniyet oluşturduğunu ortaya koyar.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Aşkın insan ilişkilerindeki rolü, toplumsal normlar ve kültürel farklılıklar arasında nasıl değişir?
Aşkın insan ilişkilerindeki rolü, toplumsal normlar ve kültürel farklılıklar arasında nasıl değişir?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1965 yılında Samsun’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Samsun’da tamamladı. Teknik Lise Elektrik bölümünden mezun oldu. Yükseköğrenimini Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde tamamladı. Kısa dönem askerlik görevinden sonra, Samsun ve Bursa’da medya, eğitim, bilişim ve iş dünyası kuruluşlarında 25 yıl görev yaptı. 1999 yılında, ilk internet haber sitelerinden Mailgazete’yi yayınladı, 13 yıl sonra devretti. Küçük yaşlardan itibaren edebiyatla, bilimle, teknolojiyle ve şiirle ilgilenmeye başlamış olmasına karşın yaklaşık 40 yaşında hece şiiri yazmaya yöneldi. Ozan Sentezi’nin yardımıyla da geleneksel şiiri öğrendi. Ayrıca okuduğu kitaplar aracılığıyla kendini geliştirdi ve bilgisini pekiştirdi. Ali Rıza Malkoç geleneksel bir usta-çırak ilişkisinde yetişmemesine karşın Kuddusî (1760-1848), Everekli Seyrani (1807-1866), Deliktaşlı Aşık Ruhsati (1836-1912), Narmanlı Sümmani (1860-1915), Daimî (1932-1983), Sefil Selimi (1933-2003), Ozan Sentezi (1962-) gibi âşıkları/şairleri kendisine usta olarak kabul etti. Ali Rıza Malkoç’un şiirleri çeşitli gazete, dergi, web sitesi ve araştırmalarda aktarıldı. Ali Rıza Malkoç’un şiirlerine ilişkin 3 üniversitede lisans bitirme tezi ve 1 üniversitede yüksek lisans tezi çalışması yapıldı. Şahin Çahan (2007), KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tuğba Özdinç (2010), Konya Selçuk Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Ahmet Demircan (2010) Yüksek Lisans Tezi Gazi Üniversitesi tarafından bitirme ve yüksek lisans tezleri hazırlandı. Şiirleri akademik makalelere konu oldu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. İsa Sarı'nın https://www.isa-sari.com/yasayan-bir-halk-sairi-ali-riza-malkoc-malkoc-ali/ sayfasında hakkında yazdığı araştırma yazısı; Gazi Kitabevi Yayınlarından çıkan, "Sazın ve sözün sultanları, Yaşayan Halk Şairleri II" kitabında yayınlanmıştır. Ayrıca, Türküler Bizi Söyler 1 (2004), Türküler Bizi Söyler 2 (2005), Duygular Dillensin Diye (2006) adlı hece şiir kitabını yayınladı. Yaşam Merdiveni adlı Toplum ve düşünce serisinden ilk kitabı Temmuz2018 tarihinde, Yaşam Donanımları adlı Toplum ve düşünce serisinden ikinci kitabı Ağustos 2018 tarihinde, En güzele Yürümek adlı Toplum ve düşünce serisinden üçüncü kitabı Şubat 2019 tarihinde Hukuk Aşkı adlı dördüncü kitabı Haziran 2019 tarihinde, Güzergâh Arayışı adlı beşinci kitabı Şubat 2020 tarihinde yayınlandı. Kitap İnceleme Yazıları adlı altıncı kitabı Mart 2020 tarihinde yayınlandı. Hüseyin Karakoç ve Bilal Kırbaş tarafından 10 şiiri türkü formunda bestelendi. 2019 yılı itibariyle yaklaşık 450 hece şiiri bulunmaktadır. Toplumsal içerikli makale ve özdeyişleri, farklı web siteleri ve sosyal medya ortamında yayınlanmaktadır. Felsefe, psikoloji, sosyoloji, mantık, hukuk ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir. Ar-ge, ür-ge, inovasyon, iç denetim, kurumsal gelişim, kalite, verimlilik ve planlama da ilgi, bilgi ve uygulama alanları arasındadır. Kitap okurluğu ve yazarlığının yanında; yayınevlerine, yazarlara, ilgi alanları dahilinde redaksiyon, son okuma hizmeti vermektedir.
Ali Rıza Malkoç sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











