Sayın Ali Rıza Malkoç, hukukçu değil. Öğrenimini merak ederseniz yazarımız, elektrik teknisyeni ve iktisatçı. Oysa o, aslında bir hukuk, özellikle adalet sevdalısı. Her sevda, kişide bir ozanı gizler. Sayın Malkoç aynı zamanda şiirleri üzerine tezler yazılan bir ozan. Başat özelliği ise kültür bilimine ilişkin yayınları, bu arada hukuk yayınlarını dikkatle izlemek. Okuyucunun kulağına fısıldamak isterim. Benim kaç kitabım, onlardaki yazım yanlışlarının neler olduğunu benden daha iyi biliyor, Sayın Malkoç. Adalet sevdalısı bu güzel insanın bir başka özelliği de kitapları tozlu kitaplığında tutmayıp onların yorulmak bilmez bir okuru olması. Elinizdeki kitap, bu özelliğinin ete kemiğe bürünmüş bir tanığı. Kitapta ilkin roman tadında bir yargılamayı okuyacaksınız. Daha sonra da hukuk kitaplarının özet ve eleştirilerini. Okumadan önce size bir gözlük takmak istemem. Kitabı özgür, önyargısız, boş kâğıt örneği bir beyinle okuyun, sonra kitabın yüreğine inin, en sonunda da beyninizde kıvrılan soruların yanıtlarını kendiniz verin. Bunu yaptığınız anda, her düşünce kitabını bitirdiğinizde yaşadığınız duyguyu yeniden yaşayacak, çoğalmış olduğunuzun ayırdına varacaksınız. Ben de o anda bana düşen görevi, yani bu sunuşu yazmanın gerekçesini eylemli olarak yerine getirmiş olacağım: Kitaplığınıza kazandırıp okuduğunuz bu kitap dolayısıyla hem yazarını hem de sizi kutlamak. İyi okuma dileklerimle. Prof. Dr. Sami SELÇUK 3 Mart 2019 Ümitköy - Çankaya/ANKARA ---------------------------------- İlk Söz “Ey oğul!” hitabı ile başlayıp “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” … ve benzeri öğütleriyle, asırlar öncesinden bugünlere seslenen, Şeyh Edebali’nin neslinden, aynı kültür ve medeniyetin çocuklarıyız. O, kalbi duygu, özlem ve öngörüleriyle insanı merkeze almıştı. İnsan ki, hiçbir şeye feda edilemezdi. Ne şahsi menfaatlere ne grup çıkarlarına, ne din simsarlarına ne de siyasi emel ve beklentilere. İnsanı harcadığımızda, toplumun ilk yapıtaşına kanseri bulaştırmış oluyoruz. Ve bu olumsuz ortamın rüzgârı, tüm evrene yayılıyor. Sonuçta, başkalarına layık gördüklerimiz, bize de bulaşıyor. Yıllarca, en güzele yürümek niyet ve gayretiyle; sordum, sorguladım, araştırdım, okudum ve okumaktayım. Gençlik çağım ve öğrenim yıllarım, iş mesailerim; teknoloji, bilişim, edebiyat, ekonomi, üretim, muhasebe, iletişim, organizasyon ve manevi eserler okumakla geçti. Son on yıldır ise; sosyoloji, felsefe, mantık, psikoloji, tarih, bireysel ve kurumsal gelişim alanında eserler okuduktan sonra, hukuk bilim dalında eserler okumaya sırayı getirdim. Ve daha iyi anladım ki, hukuk yalnız adaleti sağlamak için gerekli değilmiş. Hukuk yalnız adliyede icra edilen bir bilim dalı da değilmiş. Hukuk sadece; boşanma davası, icra takibi, karşılıksız çek, dolandırıcılık, hakaret davası, yasama organında kanun hazırlamak da değilmiş. Bu tespitleri daha önceden yapsam da derinlemesine okumalar yapınca onaylama imkânını elde ettim. Hukuk alanında da bir kitap yazma niyetim olmakla birlikte, konuları, içeriği ve kurgusunda tereddütlerim vardı. Bunlar da netleşince dördüncü kitabımın hukuk ve adalet temalı olmasına karar verdim. Sofie’nin Dünyası romanında, felsefenin temel düşünce ve ilkeleri anlatıldığı gibi, ben de kurgusal roman çalışmamda, hukukun temel ilkeleri, hukuk felsefesi ve metodolojisini ana hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Kısa ve öz, öykü ve roman anlatım türü, “Novella” olarak tanımlanır. Ben de detaylandırarak romanımı 500 sayfa yazabilirdim fakat Novella türü kısa ve bilgi, deneyim ağırlıklı bir anlatımı tercih ettim. Bu alandaki okumalarımdan edindiklerimi mevcut bilinç yapımla harmanladığımda hukukun tanım aralığını, niteliğini ve önemini söyle betimleyebilirim: Hukukun üstünlüğü, bağlayıcılığı, saygınlığı, açıklığı, bağımsızlığı, tarafsızlığı, evrenselliği, önceliği, öncülüğü, özerkliği, genelliği, pozitifliği, üretkenliği, sürekliliği, kurumsallığı, hakkaniyeti, toplumsallığı, uzlaşmacılığı, ıslahatcılığı ve meşruiyeti dikkate alınmaz ve uygulanmazsa, toplumsal alanda hukuk, oyun dışına çıkarılmış olur. Kitabımın ideali, beklentisi, atmosferi ve özlemi bu öğreti ve ilkeler üzerine bina edilmiştir. Hukuk felsefesini, hukuk etiğini bir yurttaş gözü ile yorumlamaya çalıştım. “Menfaatime dokunmasın, şunların işine yaramasın, filancayı korumasın, diğerini haksız da olsa korusun” ve benzeri mantık, kurgu, öngörü ve beklentisi ile hareket etmedim. Mantık, ahlak, adalet, bilim, merhamet ve zarafet ne bekliyorsa insanlıktan, onu aktarmaya özen gösterdim. Fuzuli’ye sormuşlar: “sevmek mi daha önemli, sevilmek mi” “samimiyet yoksa ikisi de fuzuli” diye bilgece cevap vermiş. “Hukuk mu öncelikli adalet mi, felsefe mi, edebiyat mı” diye soracak olursanız; “insanı özneye alıp tüm bilgi, güç, deneyim, birikimleriyle çaba göstermeyen her şey noksan ve kusurlu” derim. “Her gün yüz defa, iç ve dış hayatımın, yaşayan veya ölmüş başka insanların emeğine bağlı olduğunu ve aldığım kadar vermem gerektiğini hatırlarım. Albert Einstein” Bu söz bir okura, bir yazara, bilim yolcusuna; bireysel ve toplumsal, vefa odaklı sorumluluklar yüklemektedir. Başka bir bilgeye sormuşlar: “ineğin kaç ayağı var” Her ne kadar cevabını bilse de soran kişiyi tatmin etmek ve bilimsel yöntem izlemek için cevaplamış: “ben dört tane olduğunu biliyorum ama gel birlikte bir daha sayalım” Ne kadar zarif, ikna edici, samimi, güven verici ve adil bir yaklaşım değil mi? Böyle hassas terazi ile olayları, değerleri tartmak çok mu zor günümüzde? İşte biz geçmişin bazı dönemlerinde yorum, algı ve yargıda bu kadar hassas davranırken, ne oldu da bu kadar ölçüsüz, acımasız ve duyarsız konuma geldik? Bilgi, vicdan ve sağduyunun ışığı, adaletin güvencesi, hukukun üstünlüğü, felsefenin ruhu ve benzeri toplumsal değerleri merkeze ve gündeme alma amacıyla yazılmıştır bu kitap. Hukukun amaçlarının ne olduğu konusunda, hukuk kuramcıları, felsefecileri, sosyoloji ve metodolojisini inceleyenler arasında bir fikir birliği yoktur. Fakat genel anlamda hukuk
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Ali Rıza Malkoç'un 'Hukuk Aşkı Yeni Bir Anayasa Özlemi' eseri, Türkiye'deki mevcut hukuk sisteminin eleştirisi üzerine inşa edilmiştir. Yazar, mevcut anayasanın yetersizliklerini ve toplumsal adaletin sağlanmasında hukukun eksik kalan yönlerini irdelemektedir. Eser, hukukun evrensel ilkeleri ile birey hakları arasındaki bağları sorgularken, bireylerin haklarının nasıl korunması gerektiğine dair öneriler sunar. Malkoç, hukukun bir araç olarak kullanılması gerektiğini savunarak, toplumsal eşitlik ve adalet için yeni bir anayasa ihtiyacını dile getirir. Yazar, hukukun doğası ve işleyişi hakkında derinlemesine düşünceler sunarken, okuyucuyu mevcut sistemin sorgulanması ve yenilikçi çözümler üzerine düşünmeye yönlendirir. Kitap, hukukun bireysel ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini analiz ederken, bu konuda bir değişim arzusunun önemini vurgulamaktadır.
Ali Rıza Malkoç'un 'Hukuk Aşkı Yeni Bir Anayasa Özlemi' adlı eseri, hukukun en temel değerlerini keşfederken, bireylerin haklarının korunmasının önemine vurgu yapmaktadır. Eser, hukukun sadece bir kurallar bütünü olmadığını, aynı zamanda toplumsal adaletin sağlanmasında bir araç olduğunu savunur. Malkoç, hukukun insan yaşamındaki yerini ve toplumlar üzerindeki etkisini derinlemesine ele alırken, yeni bir anayasa arzusunun nedenlerini ve gerekliliğini irdelemektedir. Bu bağlamda, bireylerin özgürlüklerinin, eşitliklerinin ve adaletin sağlanması için hukukun nasıl bir yol gösterici olabileceğine dair düşünceler sunar. Eser, hukukun evrensel ilkeleri ile yerel uygulamalar arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlayan bir perspektif geliştirmektedir.
Bu kitapta belirli bir karakter analizi yapılmamaktadır, çünkü eser daha çok hukuk ve anayasa temaları üzerine odaklanmaktadır. Ancak, yazarın düşünceleri ve görüşleri, okuyucuda adalet, özgürlük ve insan hakları konularında bir karakter oluşmasına katkıda bulunabilir. Malkoç, ideal bir hukuk anlayışını temsil eden düşünceleriyle okuyucularını düşündürmekte ve bireylerin bu konular üzerindeki sorumluluklarını sorgulatmaktadır. Hukukun bireyler üzerindeki etkilerini ele alışı, okuyucuya adeta bir karakter inşa etme fırsatı sunmakta, onlara hukukun toplum üzerindeki yansımalarını ve bireysel sorumluluklarını hatırlatmaktadır.
Malkoç'un eseri, bireylerin hukuksal bilinçlerini geliştirmeyi hedeflerken, aynı zamanda toplumsal psikolojiyi de ele almaktadır. Hukukun bireyler üzerindeki etkisi, sadece kişisel hakların korunmasıyla sınırlı kalmaz; aynı zamanda toplumsal bir kimlik inşa etme sürecine de katkıda bulunur. Eserde, bireylerin adalet arayışlarının ve hak taleplerinin, psikolojik bir gereksinim olarak ele alındığı görülmektedir. Bireyin kendisini güvende hissetmesi, hukukun sağladığı güvence ile doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, Malkoç, hukukun birey üzerindeki psikolojik etkilerini irdeleyerek, insanların hukuk sistemine olan güvenini artırma yollarını tartışmaktadır.
Eserde, hukukun felsefi temelleri sorgulanmakta ve bireylerin özgürlükleri ile toplumsal adalet arasındaki denge ele alınmaktadır. Malkoç, hukukun sadece bir düzenleyici mekanizma değil, aynı zamanda etik ve ahlaki bir sorumluluk taşıdığını savunur. Hukukun, bireylerin yaşamlarını anlamlandırmalarına ve toplumsal yapılar içinde kendilerini bulmalarına yardımcı olması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, yazar, hukukun felsefi boyutunu ele alarak, bireylerin özgürlükleri ve eşitlikleri ile ilgili derin bir tartışma başlatmayı amaçlar. Felsefi perspektiften yola çıkarak, hukukun insan onurunu koruma görevini nasıl üstlenebileceğini sorgular.
Ali Rıza Malkoç, kitabında Türkiye'nin hukuk tarihi ve anayasa gelişimleri üzerinde durmaktadır. Eser, Türkiye'deki anayasa değişiklikleri, hukukun evrimi ve toplumsal değişimlerle birlikte hukukun rolünü irdelemektedir. Malkoç, geçmişteki anayasa uygulamalarının günümüz üzerindeki etkilerini analiz ederken, hukukun tarihsel gelişimi ile toplumsal dinamikler arasındaki bağı ortaya koymaktadır. Ayrıca, hukukun tarihsel bağlamda nasıl şekillendiği ve bu süreçte bireylerin haklarının ne şekilde korunduğu gibi konulara da değinmektedir. Eser, tarihsel perspektiften hareketle, hukukun sürekli bir yenilenme ve gelişim içinde olduğunu vurgular.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1965 yılında Samsun’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Samsun’da tamamladı. Teknik Lise Elektrik bölümünden mezun oldu. Yükseköğrenimini Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde tamamladı. Kısa dönem askerlik görevinden sonra, Samsun ve Bursa’da medya, eğitim, bilişim ve iş dünyası kuruluşlarında 25 yıl görev yaptı. 1999 yılında, ilk internet haber sitelerinden Mailgazete’yi yayınladı, 13 yıl sonra devretti. Küçük yaşlardan itibaren edebiyatla, bilimle, teknolojiyle ve şiirle ilgilenmeye başlamış olmasına karşın yaklaşık 40 yaşında hece şiiri yazmaya yöneldi. Ozan Sentezi’nin yardımıyla da geleneksel şiiri öğrendi. Ayrıca okuduğu kitaplar aracılığıyla kendini geliştirdi ve bilgisini pekiştirdi. Ali Rıza Malkoç geleneksel bir usta-çırak ilişkisinde yetişmemesine karşın Kuddusî (1760-1848), Everekli Seyrani (1807-1866), Deliktaşlı Aşık Ruhsati (1836-1912), Narmanlı Sümmani (1860-1915), Daimî (1932-1983), Sefil Selimi (1933-2003), Ozan Sentezi (1962-) gibi âşıkları/şairleri kendisine usta olarak kabul etti. Ali Rıza Malkoç’un şiirleri çeşitli gazete, dergi, web sitesi ve araştırmalarda aktarıldı. Ali Rıza Malkoç’un şiirlerine ilişkin 3 üniversitede lisans bitirme tezi ve 1 üniversitede yüksek lisans tezi çalışması yapıldı. Şahin Çahan (2007), KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tuğba Özdinç (2010), Konya Selçuk Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Ahmet Demircan (2010) Yüksek Lisans Tezi Gazi Üniversitesi tarafından bitirme ve yüksek lisans tezleri hazırlandı. Şiirleri akademik makalelere konu oldu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. İsa Sarı'nın https://www.isa-sari.com/yasayan-bir-halk-sairi-ali-riza-malkoc-malkoc-ali/ sayfasında hakkında yazdığı araştırma yazısı; Gazi Kitabevi Yayınlarından çıkan, "Sazın ve sözün sultanları, Yaşayan Halk Şairleri II" kitabında yayınlanmıştır. Ayrıca, Türküler Bizi Söyler 1 (2004), Türküler Bizi Söyler 2 (2005), Duygular Dillensin Diye (2006) adlı hece şiir kitabını yayınladı. Yaşam Merdiveni adlı Toplum ve düşünce serisinden ilk kitabı Temmuz2018 tarihinde, Yaşam Donanımları adlı Toplum ve düşünce serisinden ikinci kitabı Ağustos 2018 tarihinde, En güzele Yürümek adlı Toplum ve düşünce serisinden üçüncü kitabı Şubat 2019 tarihinde Hukuk Aşkı adlı dördüncü kitabı Haziran 2019 tarihinde, Güzergâh Arayışı adlı beşinci kitabı Şubat 2020 tarihinde yayınlandı. Kitap İnceleme Yazıları adlı altıncı kitabı Mart 2020 tarihinde yayınlandı. Hüseyin Karakoç ve Bilal Kırbaş tarafından 10 şiiri türkü formunda bestelendi. 2019 yılı itibariyle yaklaşık 450 hece şiiri bulunmaktadır. Toplumsal içerikli makale ve özdeyişleri, farklı web siteleri ve sosyal medya ortamında yayınlanmaktadır. Felsefe, psikoloji, sosyoloji, mantık, hukuk ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir. Ar-ge, ür-ge, inovasyon, iç denetim, kurumsal gelişim, kalite, verimlilik ve planlama da ilgi, bilgi ve uygulama alanları arasındadır. Kitap okurluğu ve yazarlığının yanında; yayınevlerine, yazarlara, ilgi alanları dahilinde redaksiyon, son okuma hizmeti vermektedir.
Ali Rıza Malkoç sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri













Jean Jacques Rousseau
⭐ 8.2 · 130

Ergin Ergül
⭐ 8.8 · 34

Halil KALABALIK
⭐ 8.7 · 39

Faruk Erem
⭐ 8.6 · 65

Mehmet Pehlivan
⭐ 8.3 · 34

Said Yaşar Demiröz
⭐ 8.0 · 38