Koronavirüs (Covid-19) salgını insanlık tarihinde önemli izler bırakacak kadar büyük, savaşları gölgede bırakacak kadar etkili bir küresel sağlık krizi olarak karşımızdadır. İnsanoğlu tarihte şimdiye kadar ulaştığı en gelişmiş teknoloji ve ilerlemiş sağlık altyapısına sahip olmasına rağmen, dünyanın gelişmiş ülkeleri dahi salgında çaresiz kalmıştır. Covid-19 sağlık krizi yanında 2020 yılının ikinci çeyreği başta olmak üzere bir müddet ekonomik bir çöküşe de yol açmıştır. Ülkeler ekonomik güçleri nispetinde kaynak ayırarak hem ekonomik tedbirler almaya hem de virüsten etkilenen başta kırılgan gruplar olmak üzere etkilenen geniş halk kesimlerine yönelik sosyal politika tedbirleri ile virüsün yaralarını sarmaya çalışmışlardır. Covid-19 özellikle yoksul ve gelişen ülkelerde sosyal koruma yetersizliklerini dünya gündemine çarpıcı bir biçimde taşımıştır. Yoksulluk artmış ve sosyal gelişme hedefleri bir müddet daha akamete uğramıştır. Türkiye de 2018’de yaşadığı ekonomik kırılganlık sonrasında toparlanmaya çalışırken Covid-19 salgınıyla birlikte yeniden ekonomik bir türbülansa girmiştir. Kayıt dışı istihdamın büyüklüğü, işsizlik oranlarında zaman zaman kaydedilen yükselişler, işgücüne katılım oranlarının düşmesi, koruma dışı grupların yüksek oranda olması nedeniyle özellikle bu kesimler süreçten en çok etkilenenler arasında yer almıştır. Dünyada olduğu gibi salgının sağlık sistemi yanında ekonomik ve sosyal hayata etkileri de çok boyutlu olmuş ve alınan tedbirler kâfi gelmemiştir. Sağlık krizi olarak başlayıp sosyo-ekonomik bir krize dönüşen Covid-19’un tüm yönleriyle incelendiği çalışmalara büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Böylece bu tür olaylara karşı toplumun aydınlatılması ve farkındalığının geliştirilmesi sağlanabilecektir. Bu amaçla hazırlanan bu kitap çalışması da dünyada ve Türkiye’deki eğilimler ışığında Covid-19’un sosyal politikalar üzerindeki etkilerine ve çalışma hayatının durumuna ışık tutmaktadır. Ekonomik analizler yanında sosyal politikanın geleceğine ilişkin tartışmalara yer veren kitapta sosyal koruma, sosyal güvenlik, istihdam ve işsizlik, çalışma şekilleri, sendikalar ve göç gibi konular 22 değerli akademisyenin katkı sunduğu 14 çalışma ile değerlendirilmiştir. Böylece Covid-19’la ilgili akademik çalışmalara sosyal politika perspektifinden önemli bir katkı sunmaktadır.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Abdulhalim Çelik'in 'Covid-19 Sürecinde Türkiye'de Sosyal Politika' adlı eseri, pandeminin Türkiye'deki sosyal politikalar üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Kitap, Covid-19 süreci boyunca sosyal yardımların, sağlık hizmetlerinin ve sosyal güvenlik sisteminin nasıl şekillendiğini incelemektedir. Yazar, bu süreçte devletin ve sivil toplumun rolünü değerlendirirken, sosyal adalet ve eşitlik gibi kavramların önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, pandemi sürecinde sosyal politikaların güçlendirilmesi gerekliliğini savunmakta ve bu bağlamda Türkiye'deki uygulamaları analiz etmektedir. Çelik, toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın önemine dikkat çekerken, sosyal politikaların kriz dönemlerinde nasıl bir işlev gördüğünü açıklamaktadır. Kitap, okuyuculara, Covid-19'un sosyal politika üzerindeki etkilerini anlamalarına yardımcı olacak derinlemesine bir bakış açısı sunmaktadır.
Covid-19 süreci, sadece sağlık alanında değil, sosyal politikaların da yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kıldı. Abdulhalim Çelik, Türkiye'deki sosyal politikaların bu dönemde nasıl şekillendiğini ve toplum üzerindeki etkilerini ele alarak, pandemi sürecinin sosyal adalet, eşitlik ve dayanışma gibi kavramlarla ilişkisini sorguluyor. Kitap, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi ve sosyal yardımların artırılmasının gerekliliğini savunuyor. Ayrıca, kriz dönemlerinde sosyal politikaların ne denli önemli olduğunu vurgularken, toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın önemine de dikkat çekiyor. Yazar, bu temalar etrafında Türkiye'deki sosyal politika uygulamalarını derinlemesine inceliyor.
Bu kitapta belirgin bir karakter analizi yoktur, zira yazar, sosyal politikaları ve toplumsal dinamikleri ele alan bir araştırma yapmaktadır. Ancak, Covid-19 sürecinde sosyal politika alanında rol oynayan çeşitli aktörlerin, devlet kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işleyişi üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, yazar, bu aktörlerin toplum üzerindeki etkilerini ve vatandaşların bu süreçteki tepkilerini incelemektedir. Dolayısıyla, kitapta yer alan 'karakterler', toplumsal yapının ve sosyal politikanın birer yansıması olarak karşımıza çıkar.
Kitap, Covid-19'un sosyal politika üzerindeki etkilerini incelerken, insanların psikolojik durumlarını da göz önünde bulundurmaktadır. Pandemi sürecinin getirdiği belirsizlik, kaygı ve sosyal izolasyon, bireylerin ruhsal sağlıklarını olumsuz yönde etkilemiştir. Yazar, bu bağlamda, sosyal destek sistemlerinin önemine vurgu yapmakta ve devletin bu süreçte nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunda önerilerde bulunmaktadır. Ayrıca, toplumun dayanışma ruhunun güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, bireylerin ruhsal iyilik halleri için sosyal yardımlaşmanın ve dayanışmanın önemine dikkat çekmektedir.
Abdulhalim Çelik'in eseri, felsefi bir bakış açısıyla sosyal politikaların adalet, eşitlik ve dayanışma gibi kavramlarla ilişkisini sorgulamaktadır. Covid-19 süreci, sosyal devlet anlayışının yeniden değerlendirilmesini gerektirmiştir. Yazar, sosyal politikaların insan onuru ve hakları açısından ne denli önemli olduğunu vurgularken, sosyal adaletin sağlanmasının gerekliliğini dile getirmektedir. Bu bağlamda, bireylerin toplumsal hayatta nasıl yer aldıkları ve devletin bu süreçteki rolü üzerine derin düşüncelere yönlendirmektedir. Yazar, pandemi sonrası dönemde sosyal politikaların nasıl evrileceği konusunda felsefi bir tartışma başlatmaktadır.
Covid-19 süreci, tarihsel olarak sosyal politikaların önemini yeniden gözler önüne sermiştir. Türkiye'de sosyal politika uygulamaları, tarihsel bir arka plana sahiptir ve bu süreç, geçmişten günümüze nasıl bir evrim geçirdiğini anlamak açısından önemlidir. Abdulhalim Çelik, kitapta Türkiye'nin sosyal politika geçmişini ele alarak, mevcut durumla kıyaslamalar yapmaktadır. Pandemi öncesi ve sonrası sosyal yardımların, sağlık hizmetlerinin ve sosyal güvenlik sisteminin evrimi üzerine tarihselliği vurgulamakta; bu bağlamda, Türkiye'nin diğer ülkelerle karşılaştırmalı bir analizini sunmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Abdulhalim Çelik'in Litopya kataloğunda bir kitabı bulunuyor: “Covid-19 Sürecinde Türkiye'de Sosyal Politika”. Kitap 2021 yılında ORİON KİTABEVİ etiketiyle yayımlandı. 386 sayfa. Araştırma-İnceleme kategorisinde yer alıyor. Kitabın tanıtımından: “Koronavirüs (Covid-19) salgını insanlık tarihinde önemli izler bırakacak kadar büyük, savaşları gölgede bırakacak kadar etkili bir küresel sağlık krizi olarak karşımızdadır. İnsanoğlu tarihte şimdiye kadar ulaştığı en gelişmiş…” Litopya okurları bu kitaba 9 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.56.
Abdulhalim Çelik sayfasının tamamı