Beğendim
Akıcı bir dil, sürükleyici bir konu. Tavsiye ederim.
İLBER ORTAYLI’NIN KALEMİNDEN KURTULUŞ VE KURULUŞ YILLARI “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran insanlar basit maceracılar, küskünler veya kendine yer arayanlar değildir. Her birinin imparatorlukta komutan olarak, bürokrat olarak, münevver olarak seçkin bir yeri zaten vardı. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran insanların idealini takip etmemiz gerekiyor. Çünkü onlar devrin modası olan demokrasi düşmanlığına değil, kurdukları cumhuriyetin demokrasi niyetli bir devlet olarak devamına çalıştılar. Hepsini şükranla anıyoruz ve anmalıyız.” - İlber Ortaylı Cumhuriyet’in Doğuşu, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın validesi Zübeyde Hanım’ın yeterince ilgilenilmemiş hayatıyla açılıyor. Atatürk’ün doğduğu ve askerlik mesleğine girdiği dönem olan II. Abdülhamid dönemi, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’na girişimizden evvelki akil ses İsmet Paşa, fedakâr askerlerin savaşı Çanakkale, büyük bir direnişi örgütleyen Sultanahmet Mitingleri ile devam ediyor. 19 Mayıs 1919’da kurtuluşun ilk adımı atılarak “bitti” gözüyle bakılan bir millet yeniden diriliyor. Zaferin başlama anının paşası Kâzım Karabekir, İstanbul’un işgali, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, ölüm fermanı olarak nitelendirilebilecek Sevr Antlaşması, Kars’ın kurtuluşu, İnönü Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi, Ankara Antlaşması, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve tarihe altın harflerle kazınan bir Millî Mücadele tarihi… Saltanatın kaldırılması, bir kurucu antlaşma vazifesi gören ve pek çok efsaneye konu olan Lozan, cumhuriyet kavramı ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra inşa olunan Türklerin yeni devleti Türkiye Cumhuriyeti… Cumhuriyetin en başarılı ve başarısız dönemleri hangileriydi? Demokrasi serüvenimiz nasıl ilerledi? Millî Mücadele’nin mirasına ne kadar sahip çıkıldı? Eğitim ve sağlık meselelerimize dair geleceğe umutla bakabiliyor muyuz? Halifelik, harf devrimi, On İki Ada, İkinci Dünya Savaşı’ndaki tarafsızlığımız gibi konuları nasıl yorumlamalıyız? 100 yıllık tarihimizin en hassas konularının en anlaşılır biçimde yorumlandığı Cumhuriyetin Doğuşu, kurtuluşun ve kuruluşun tarihini bir araya getiriyor. Tarihi bizlere yeniden sevdiren İlber Ortaylı hocamızdan, cumhuriyetimizin 100. yılına unutulmaz bir armağan…
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Cumhuriyet'in Doğuşu Kurtuluş ve Kuruluş Yılları, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecine dair kapsamlı bir inceleme sunuyor. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ile başlamakta ve Kurtuluş Savaşı'nın zorluklarına dair detaylı bir analiz yapmaktadır. Yazar Ilber Ortaylı, bu dönemde yaşanan sosyal, kültürel ve siyasi olayları ele alarak, Cumhuriyet'in inşası sürecinde yaşanan dinamikleri gözler önüne seriyor. Kitap, sadece bir tarihsel anlatım değil, aynı zamanda dönemin ruhunu yansıtan bir eser niteliği taşıyor. Ortaylı, dönemin önemli figürlerine değinerek, onların hayata bakış açılarını ve Cumhuriyet'in kurulmasındaki rollerini anlatıyor. Bu bağlamda, okuyucu, Türkiye'nin çağdaşlaşma çabalarının nedenlerini ve sonuçlarını derinlemesine anlama fırsatı buluyor. Esere dair tarihin yanı sıra psikolojik ve toplumsal unsurlar da işlenerek, Cumhuriyet'in değerleri ve kazanımları üzerine düşünmeyi teşvik ediyor.
Bu eser, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sürecini ele alırken, tarihsel olayların ve toplumsal dinamiklerin birbirleriyle etkileşimini inceliyor. Yazar, Cumhuriyet'in doğuşunu sadece siyasi bir dönüşüm olarak görmemekte, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir değişim süreci olarak da değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü, Kurtuluş Savaşı'nın zorlukları ve modern Türkiye'nin inşası arasındaki ilişkiler detaylı bir şekilde işleniyor. Ortaylı, tarihsel olayların arka planındaki insan unsurlarını ve psikolojik dinamikleri ortaya koyarak okuyucunun geçmişle bugünü daha iyi anlamasını sağlıyor. Bu tema, Cumhuriyet'in değerlerini, kazanımlarını ve zorluklarını bir bütün olarak ele alarak, günümüzdeki tartışmalara da ışık tutuyor.
Bu kitapta, karakterler daha çok tarihsel figürler ve toplumsal gruplar üzerinden temsil edilmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, bu süreçte öne çıkan en belirgin karakterdir. Onun liderliği, vizyonu ve kararlılığı, Cumhuriyet'in kurulmasında belirleyici rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, Kurtuluş Savaşı'nda mücadele eden askerler, halk ve aydınlar da önemli karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Ortaylı, bu figürlerin kişisel hikayelerini ve toplumsal rollerini vurgulayarak, okuyucuya zengin bir karakter yelpazesi sunuyor. Bu bağlamda, her bir karakterin Cumhuriyet'in doğuşundaki katkıları ve yaşadığı zorluklar, eserin derinliğini artırıyor.
Kitap, Cumhuriyet'in doğuşunu ele alırken, dönemin insan psikolojisini de göz önünde bulunduruyor. Kurtuluş Savaşı'nın getirdiği travmalar, sosyal dayanışma ve ulus olma bilincinin gelişimi üzerinde önemli etkilere sahiptir. Ortaylı, bireylerin ve toplumların bu süreçte nasıl bir dönüşüm geçirdiğini, korku, umut ve dayanışma gibi duyguların nasıl şekillendiğini inceliyor. Bu psikolojik çözümleme, Cumhuriyet'in kuruluşunda yer alan bireylerin motivasyonlarını ve mücadele azimlerini anlamamıza yardımcı oluyor. Ayrıca, sosyal ve kültürel değişimlerin, bireylerin psikolojik durumları üzerindeki etkileri de eserde önemli bir yere sahip. Ortaylı, tarihsel olayların bireyler üzerindeki yansımalarını derinlemesine ele alarak, okuyucuya daha geniş bir bakış açısı sunuyor.
Cumhuriyet'in Doğuşu, felsefi açıdan ele alındığında, özgürlük, eşitlik ve adalet gibi kavramların derinlemesine sorgulanmasına olanak tanıyor. Ortaylı, Cumhuriyet'in kurulmasında bu değerlerin nasıl bir araya geldiğini ve toplumun bu değerlere olan bakış açısını inceliyor. Ayrıca, tarihsel süreç içerisinde meydana gelen değişimlerin, bireylerin toplumsal sorumlulukları ve hakları üzerindeki etkileri üzerinde duruyor. Bu felsefi yorum, okuyucuları, Cumhuriyet'in temel ilkeleri üzerine düşünmeye yönlendirirken, birey ve toplum arasındaki ilişkiyi de sorgulamaya davet ediyor. Ortaylı'nın eseri, Cumhuriyet felsefesinin yeniden değerlendirileceği bir zemin sunarak, günümüz tartışmalarına katkıda bulunuyor.
Cumhuriyet'in Doğuşu, tarihsel bağlamda Türkiye'nin modernleşme sürecini ele alıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışı, I. Dünya Savaşı sonrası yaşanan çatışmalar ve Kurtuluş Savaşı'nın zorlukları, bu sürecin temel taşlarını oluşturuyor. Ortaylı, bu olayları detaylı bir şekilde inceleyerek, Türkiye'nin ulusal bağımsızlık mücadelesinin tarihsel anlamını ortaya koyuyor. Ayrıca, dönemin sosyal, ekonomik ve siyasi dinamiklerini de göz önünde bulundurarak, Cumhuriyet'in kuruluşuna giden yolu aydınlatıyor. Kitap, bu tarihsel süreçte meydana gelen önemli olayları ve figürleri, okuyucunun anlayabileceği bir dille aktarıyor. Bu bağlamda, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının tarihi, sadece bir geçmiş değil, aynı zamanda günümüzdeki tartışmaların da temelini oluşturmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Beğendim
Akıcı bir dil, sürükleyici bir konu. Tavsiye ederim.
Klasik
Karakter gelişimi etkileyici. Sonunda gerçekten umurumda oldular.
İçerik eklemek için giriş yap.
““1919’un İstanbul’unun eni boyu bugünküyle mukayese edilecek gibi değildi. Şehrin dışında ismi ‘Makriköy’ olan bir Bakırköy, bir de Ayastefanos (Yeşilköy) vardı ve bunlar uzak banliyölerdi. Bugünkü Kazlıçeşme mıntıkasında, toprak ve yeşillikle iç içe Yeni Mahalle denen ahşap bir mahalle vardı. Burası 1912-1913 Balkan göçlerinin yarattığı mekânlardan biri olmalı. Üsküdar karşının (Anadolu’nun) merkeziydi. Kadıköy kibar bir banliyöydü. Beyoğlu dediğimiz mıntıka ise bugünkü Taksim’e kadar zor ulaşırdı. Kasımpaşa ve Kulaksız Mezarlığı’nı görmek için Pera Palas’tan aşağıya bakmak yeterliydi. Şehrin dışında Haliç boyunda Eyüp; karşısında Sütlüce ve Hasköy göze çarpardı…””
““Tehcir (göç ettirme) üzerinde çalışacak, anlatacak bir çalışma, araştırma düzeni memleketimizde kurulamadı. Çünkü Türkiye sosyal bilim alanında, sosyal düşüncede, tarih koruma ve çalışma alanında hiçbir zaman yeterince ciddi olmadı. Oysa bugünkü sanayileşmiş, tıpta ve mühendislikte ilerleme kaydeden, orduda çok iyi duruma giden bu ülkenin, bu memleketin tarih ve coğrafya öğrenimi Büyük Atatürk’ün bu alanda açtığı yepyeni eğitim ve kurumlaşma yoluna rağmen yeterli seviyede değildir. On tane büyük tarih enstitüsü meydana getiremiyoruz! Zaten böyle bir eylemimiz, böyle bir gayretimiz de yok. Bu sorunu çözebilmiş değiliz. 1915 olaylarını objektif olarak değerlendirmek amacıyla uluslararası bir tarih masası kurulsa keşke, üzgünüm, lakin bunda etkin olacak bir tarihçi yok, konuya tam anlamıyla vakıf kimse yok. Konuyla kimse ilgilenmiyor. İktidarın umurunda olmadığı gibi, muhalefetin de değil…””
İçerik eklemek için giriş yap.
Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde en çok hangi toplumsal dinamiklerin etkili olduğunu düşünüyorsunuz?
Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde en çok hangi toplumsal dinamiklerin etkili olduğunu düşünüyorsunuz?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1947 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (1969) ile Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Chicago Üniversitesi′nde master çalışmasını Prof. Halil İnalcık ile yaptı. “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” adlı tezi ile doktor, “Osmanlı İmparatorluğu′nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla da doçent oldu. Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskov a, Roma, Münih, Strasbourg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı, seminerler ve konferanslar verdi. Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde Osmanlı tarihinin 16. ve 19. yüzyılı ve Rusya tarihiyle ilgili makaleler yayınladı. 1989–2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi′nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi′ne geçmiştir. Uluslararası Osmanlı Etüdleri Komitesi Yönetim Kurulu üyesi ve Avrupa Iranoloji Cemiyeti üyesidir. 13 Mart 2026'da hayatını kaybetmiştir.
İlber Ortaylı sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri












““Almanlar, Çanakkale müdafaasının başarısı kendilerine aitmiş gibi anlatmaya meylediyorlar. Fakat hayır, hiç alakası yoktur. Evet komuta ekibinde Liman von Sanders gibi bazı başarılı Alman generaller vardı ama sayıları oldukça azdı ve öyle etkili de değillerdi. Bu savunma başarısı hemen hemen tümüyle Türk zabitinin ve Mehmetçik’in başarısıdır. Kaldı ki gerçeği biliyorlar, buna rağmen bu sakat Alman teorisini yaydılar…””