Zaman ve Aşkın Labirentinde Kaybolmak
Dünyasızlar'ı bitirdiğimde hala o İstanbul kışında, o Sovyet soğuğunda kalmışım gibi hissettim kendimi. Yanık'ın çizdiği her karakter, her sahne beni öyle bir şekilde sarmış ki, sayfaları çevirirken aslında başka bir zamanın, başka bir dünyaların içine düşüyordum. Bir cinayetin sırrından çok daha derin bir şey var bu romanda—insanın kendi varlığını kaybetmesi, sonra onu aramak için ne kadar acı çekmesi gerektiğinin hikâyesi. Bitirdiğim an değil, hala içinde hissettim kendimi.













