Travma işlenmesi adı altında sıkılgan kurgu
Gözağrısı'nda karakterin iç dünyasını derinleştirme adına yapılan geçmiş sahneleri, aslında olayları ilerletmiyor—olay örgüsü bir yerde takılı kalıyor ve sürekli aynı travmaların üzerinden gidip duruyor. Yazarın psikolojik derinliği amaçlaması anlaşılır ama olay akışı sıkıntılı; karakterin dışsal yaşamında bir gelişme, bir değişim, bir çatışma bekliyorsun ama roman daha çok iç monologlarda dönüp duruyor. Sonuç bölümündeki "iç barış" bulma çabası da aniden geliyor, sanki kitap kendini bitirmek için acele etmiş hissi veriyor.












