Papini'nin Melankoli Tuzağı
Kaçan Ayna'yı okurken kendimi bir sürü güzel cümle arasında kaybolmuş hissetim—Papini'nin dili gerçekten büyüleyici, ama hikâyelerin içi boş kalıyor. Her öyküde bir melankoli var, evet, ama bu melankoli bazen sadece hüzünlü olmak için hüzünlü geliyor bana. Karakterler çoğu zaman kendi iç dünyalarında takılı kalmış, dış dünyayla pek bağlantısı yok. Bazı sayfaları okuduğumda çok etkilendim, özellikle de Papini'nin insanın yalnızlığını anlatma biçimi kalbimi sıkıştırdı; ama aynı kitabın diğer kısımlarında kendimi zorlama hissettim, sanki yazarın bana aynı şeyi farklı şekillerde söylemesi gerekiyordu. Unutulmuş bir yazar olarak hak etmiş olabilir, fakat benim için bu kitap daha çok "o zamanın ruhu" taşıyan bir eser oldu—bugün beni ısıtmaktan ziyade, geçmişte kalmış bir duyguyu ayna tutuyor.












