"İnsanın en yakını kendisidir galiba ama en uzağı da yine o.." — Kıyamet Emeklisi (1.Cilt)
“Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çoktan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamayacaksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zannedeceksin.”
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Kıyamet Emeklisi, hayatın anlamını sorgulayan bir grup bireyin etrafında dönen karmaşık bir hikaye sunar. Roman, ana karakterin varoluşsal kaygılarıyla başa çıkma çabalarını ve bu süreçte karşılaştığı zorlukları anlatır. Karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmeleri, kaybettikleri değerleri tekrar gözden geçirmeleri ve aralarındaki ilişkilerin dinamikleri, romanın temel taşlarını oluşturur. Zamanla, karakterler arasındaki çatışmalar derinleşir ve her biri kendi içsel dünyasında bir kıyametle yüzleşmek zorunda kalır. Bu süreçte, toplumsal normlar, yalnızlık, aşk ve ölüm temaları işlenir. Sonuç olarak, kitabın akışı, okuyucuyu düşündüren ve duygusal olarak etkileyen bir deneyim sunar. Her karakterin hikayesi, modern insanın içsel çatışmalarını ve varoluşsal sorgulamalarını yansıtır.
Kıyamet Emeklisi, insanın varoluşsal sorgulamaları, hayatın anlamı ve bireyin içsel çatışmaları etrafında dönen derin temaları işler. Şule Gürbüz, modern yaşamın karmaşası içinde kaybolmuş bireylerin ruh halleriyle birlikte, zamanın geçişi ve insanın ölümle yüzleşmesi gibi evrensel konuları ele alır. Kitap, yaşamın geçiciliği ve bu geçiciliğin getirdiği kaygılarla dolu bir atmosfer sunar. Karakterler, kendi içlerinde ve toplumsal ilişkilerinde varoluşsal sorgulamalara yönelirken, okuyucuya da bu sorgulamaları yapma fırsatı tanır. İçsel huzuru arayan bireylerin yolculuğu, yalnızlık ve dayanışma gibi karşıt duyguların çatışmasını yansıtır.
Kıyamet Emeklisi'ndeki karakterler, derin psikolojik portreler olarak öne çıkar. Her biri, toplumun baskıları ve içsel çatışmalarıyla baş etmeye çalışan bireylerdir. Ana karakter, modern yaşamın getirdiği yalnızlık ve yabancılaşma duygularıyla boğuşurken, çevresindeki diğer karakterler de benzer sorunlarla yüzleşir. Bu karakterler, yalnızlık, umutsuzluk, aşk ve kayıplar gibi evrensel duyguları temsil ederken, aynı zamanda farklı bakış açıları sunarak okuyucunun empati kurmasını sağlar. Şule Gürbüz, karakterlerin içsel dünyalarını ustaca işlerken, okuyucuyu onların duygusal yolculuklarına ortak eder.
Kıyamet Emeklisi, karakterlerin psikolojik derinliklerine inerek, insan doğasının karmaşıklığını gözler önüne serer. Her bir karakter, bireysel travmalar, kayıplar ve içsel çatışmalarla doludur. Yalnızlık hissi, çoğu karakterin yaşamında belirleyici bir rol oynar ve bu durum, onların ilişkilerini olumsuz etkiler. Şule Gürbüz, karakterlerin psikolojik durumlarını ustaca işlerken, okuyucuya bu duyguların arka planını anlama fırsatı sunar. Kaygı, korku ve varoluşsal boşluk hissi, karakterlerin hayatlarını şekillendirirken, bu duyguların nasıl başa çıkılacağına dair sorgulamalar da romanın önemli bir parçasıdır.
Romanın felsefi boyutu, insanın varoluşsal sorgulamaları ve yaşamın anlamı üzerine yoğunlaşır. Kıyamet Emeklisi, yaşamın geçiciliği ve bireyin bu geçicilikle yüzleşme zorunluluğunu sorgular. Şule Gürbüz, karakterler aracılığıyla, insanların ölüm korkusu, yalnızlık ve aidiyet duygularını ele alırken, okuyucuyu da bu felsefi sorgulamalara yönlendirir. Varoluşsal düşünceler, karakterlerin içsel çatışmalarını ve toplumla olan ilişkilerini etkiler. Bu bağlamda, roman, yaşamın anlamını bulma çabalarının yanı sıra, bireyin toplumsal normlar karşısındaki duruşunu da sorgular.
Kıyamet Emeklisi, çağdaş Türk edebiyatının önemli örneklerinden biri olarak, günümüz toplumunun sorunlarına ışık tutar. Roman, bireylerin toplumsal değişim ve modernleşme sürecindeki yerlerini sorgularken, Türkiye'nin sosyo-kültürel dönüşümüne de referanslar sunar. Bu bağlamda, tarihsel süreç içinde bireylerin yaşadığı yalnızlık, yabancılaşma ve aidiyet sorunları, romanın arka planını oluşturur. Şule Gürbüz, karakterler aracılığıyla, geçmişle günümüz arasında köprüler kurarak, okuyucunun tarihi bağlamda düşünmesini sağlar.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
"İnsanın en yakını kendisidir galiba ama en uzağı da yine o.." — Kıyamet Emeklisi (1.Cilt)
İçerik eklemek için giriş yap.
Rüyalar ve Beklentiler
Şule Gürbüz, 'Kıyamet Emeklisi'nde insanın içsel yolculuğunu ve rüyaların gerçeklikle olan karmaşasını ustaca ele alıyor. Beklentilerin insan hayatındaki yeri temasıyla derin bir sorgulama yaparken, bazı kısımlarında akıcılık sorunları yaşanabiliyor; ancak yine de düşünmeye teşvik edici bir eser olarak kalıyor.
Süper
Konusu güzel ama bence biraz uzun tutulmuş.
Kahve eşliğinde sabah okumalık kitap. Hafif ama dolu.
Tavsiye ederim
Yazarın diğer kitaplarını da merak ettirdi.
İçerik eklemek için giriş yap.
“İnsanın en yakını kendisidir galiba ama en uzağı da yine o..”
“İnsanın en yakını kendisidir galiba ama en uzağı da yine o..”
“İyice derinlere gizlendiği o sene, iç benliğinin gerçek inşaatı başladı. Her beton dökülüşünü, kalas çakılışını, her üstünü sıvayla bir güzel örtüşünü, her kat çıkışını ve katların aralarındaki yüksekliği bizzat gördü, kendi inşaatında amele olarak çalıştı.”
İçerik eklemek için giriş yap.
Kıyamet Emeklisi'nde karakterlerin içsel çatışmaları, toplumsal normlarla nasıl bir etkileşim içindedir?
Kıyamet Emeklisi'nde karakterlerin içsel çatışmaları, toplumsal normlarla nasıl bir etkileşim içindedir?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Şule Gürbüz, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 9 kitabı yer alıyor. Kitapları 1993-2024 yılları arasında Iletisim Yayinlari, KORPUS, Mitos Boyut Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 210 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Roman (Yerli) kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Kıyamet Emeklisi (1.Cilt)” (okur puanı 8.17). Kitabın tanıtımından: ““Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok…” Litopya okurları bu kitaplara 198 puan ve 20 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.44.
Şule Gürbüz sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri
“İçimden ben haberdarım, göründüğüm tanıklık değildir, ben bile kendime tanık değilim.”
“İçimden ben haberdarım, göründüğüm tanıklık değildir, ben bile kendime tanık değilim.”
“İyice derinlere gizlendiği o sene, iç benliğinin gerçek inşaatı başladı. Her beton dökülüşünü, kalas çakılışını, her üstünü sıvayla bir güzel örtüşünü, her kat çıkışını ve katların aralarındaki yüksekliği bizzat gördü, kendi inşaatında amele olarak çalıştı.”
“İçimden ben haberdarım, göründüğüm tanıklık değildir, ben bile kendime tanık değilim.”
“İnsanın en yakını kendisidir galiba ama en uzağı da yine o..”
“İyice derinlere gizlendiği o sene, iç benliğinin gerçek inşaatı başladı. Her beton dökülüşünü, kalas çakılışını, her üstünü sıvayla bir güzel örtüşünü, her kat çıkışını ve katların aralarındaki yüksekliği bizzat gördü, kendi inşaatında amele olarak çalıştı.”