Locarno Dilencisi, ana karakterin hayatıyla dolu bir yolculuğu ele alıyor. Hikaye, Locarno şehrinde geçen olaylarla başlar; dilenci, toplumun kenarında yaşamını sürdürmekte ve insanlarla olan ilişkilerini sorgulamaktadır. Bir gün, karşısına çıkan bir yabancı, ona umut ve yeni bir bakış açısı sunar. Ancak bu yeni tanışıklık, dilencinin içsel çatışmalarını daha da derinleştirir ve ona, hayatta kalma mücadelesi verirken kendini bulma fırsatı tanır. Toplumun gözünde bir hiç olarak görülen bu adam, aslında insanlığın derin sorunlarını temsil etmektedir. Kendisiyle ve çevresiyle hesaplaşırken, varoluşsal sorgulamalar yapar. Sonunda, insanlık hali ve toplumsal adalet üzerine düşündüren, çarpıcı bir sona ulaşır. Kleist, bu eserinde, bireyin yaşadığı içsel çatışmalarla birlikte, sosyal adalet ve insanlık durumuna dair evrensel bir bakış açısı sunuyor.