“Sıfatsız büyüyordu İrfan. Tabii aynasız, karanlıksız, gölgesiz. Enikonu topal, enikonu çolak, enikonu kör, enikonu patates kafa, enikonu çirkin, Orkun dışındaki akranları arasında enikonu arkadaşsız, dostsuz, 133’ün dışındaki dünya hakkında enikonu bilgisiz. Tek gözü olmayan birinin her şeyi kartpostal gibi görebileceğini, üçüncü boyutu isterse naylon gözlük takıp üç boyutlu sinema seyretse hayatta göremeyeceğini bilmiyordu mesela. Ve dışarıda kalbin beş para etmediğini de bilmiyordu.” Rengârenk bir kadro cirit atıyor bu Sezgin Kaymaz romanında da: Polisler (iyisi, kötüsü, sivili), hastane personeli (manyağı, mahiri), yer altı ahalisi (iyi mafya, kötü mafya!), garibanlar… Ve tabii Deccal – yani Deccal Bey… Ve iyiler ve kötüler. İyilikle kötülüğün bazen birbirine de karışarak, bazen ayırt edilmez hale gelerek, hep kılık ve suret değiştirerek, boğuşup durmasının ve yenişememesinin romanı, Son Şûrâ. Bir hesaplaşmanın romanı. Ve aynı zamanda bir aşk romanı… Kalbin “dana ciğeri” kadar olanına da, “kuzu böbreği” kadar olanına da sığabilen aşkın... İyiliğin de, kötülüğün de üzerinde kuş uçuran aşkın...
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Son Şura, karmaşık ilişkiler ve içsel çatışmalar etrafında şekillenen bir hikaye sunar. Roman, ana karakterlerin hayatlarının kesiştiği bir dönemde, bireysel ve toplumsal sorunları ele alır. Karakterlerden biri, geçmişte yaşadığı travmalarla yüzleşirken, diğeri toplumsal baskılarla mücadele eder. Bu süreçte, karakterler arasında gelişen dostluklar ve düşmanlıklar, hikayenin dinamik yapısını oluşturur. Zamanla, karakterlerin birbirleriyle olan etkileşimleri, onların kişisel gelişimlerine ve farkındalıklarına katkıda bulunur. Romanın sonunda, karakterlerin hayatlarının nasıl şekillendiği ve toplumsal normlarla nasıl başa çıktıkları üzerine düşünmeye sevk eder.
Son Şura, toplumsal değişim, bireysel çatışmalar ve insan ilişkileri etrafında dönen bir anlatı sunar. Roman, karakterlerin içsel yolculukları aracılığıyla, bireyin toplum içindeki yerini sorgulamasına ve varoluş mücadelesine odaklanır. Sezgin Kaymaz, derinlemesine karakter incelemeleri ile okuyucuyu duygusal bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda toplumsal meseleleri de ele alır. Tema, bireysel özgürlük arayışının yanı sıra, toplumun dinamikleriyle olan çatışmayı da gözler önüne serer. Bu bağlamda, romanın temelinde yatan çatışmalar, karakterlerin psikolojik durumları ile harmanlanarak zengin bir anlatım oluşturur.
Romanın karakterleri, derin psikolojik katmanlara sahip olup, her biri kendi içsel çatışmaları ile mücadele eder. Sezgin Kaymaz, karakterlerini yaratırken, onların geçmişlerini, hayallerini ve korkularını ustalıkla işler. Bu karakterler, bireysel hikayeleri aracılığıyla okuyucuya evrensel duygular sunar ve insan ruhunun karmaşıklığını ortaya koyar. Her bir karakterin ardındaki motivasyonlar, romanın temasını destekler niteliktedir. Özellikle, ana karakterlerin birbirleriyle olan ilişkileri, çatışmaları ve uzlaşmaları, romanın derinliğini artıran unsurlardır.
Roman, karakterlerin psikolojik derinliklerine inerek, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal baskılara karşı verdiği tepkileri inceler. Sezgin Kaymaz, karakterlerin düşünce yapılarını ve duygusal durumlarını ustaca işlerken, okuyucuya insan ruhunun karmaşıklığını gösterir. Bu bağlamda, karakterlerin geçmişleri, travmaları ve hayalleri, onların mevcut durumlarını anlamak için kritik öneme sahiptir. Kaymaz, psikolojik çözümlemelerle, okuyucuya karakterlerin motivasyonlarını ve kaygılarını anlamada yardımcı olurken, aynı zamanda evrensel insani duygulara da ışık tutar.
Son Şura, bireyin özgür iradesi ve toplumsal normlar arasındaki çatışmayı derinlemesine ele alır. Felsefi açıdan, roman, insanın kendi kimliğini bulma yolculuğunda karşılaştığı engelleri sorgular. Sezgin Kaymaz, karakterlerinin yaşadığı çatışmalar aracılığıyla, insanların toplum içinde nasıl bir yer edindiklerini ve bu yerin onlara nasıl şekil verdiğini irdeler. Bu bağlamda, özgürlük, sorumluluk ve bireysel tercihlerin anlamı üzerine düşünmeye teşvik eder.
Son Şura, tarihsel bağlamda, toplumun geçirdiği değişimlerin bireyler üzerindeki etkilerini ele alır. Roman, geçmişin izlerini taşıyan karakterlerin günümüzdeki yaşantılarına odaklanarak, tarihsel olayların bireylerin psikolojik durumları üzerindeki etkisini gösterir. Sezgin Kaymaz, bu bağlamda, karakterlerin geçmişe dair anılarını ve yaşadıkları olayları ustaca işlerken, tarihsel süreçlerin bireylerin kimliklerini nasıl şekillendirdiğine dair derin bir bakış sunar.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1962’de Sinop’ta doğdu, herkes ağlasın diye beklerken gık demeden öldü, anneannesi üstüne tülbentini örtüp dua okurken bir daha doğdu, ağlamaya o zaman başladı. Babası, annesini ve beş çocuğunu terk edip giderken o henüz üç buçuk yaşındaydı; beş kardeşin en küçüğü. Annesi devlet memuruydu, ebeydi, Sabiş'ti, tayini çıkınca topladı çoluğu çocuğu, bunu da aldı tekne kazıntısı olarak; Konya'ya götürdü . Bu da çok zeki bir çocuktu; zamanın Maarif Koleji'ne girdiydi, fakat okurken okurken okulun adı değiştiği için Konya Anadolu Lisesi'nden mezun oldu. Başladığı hiçbir okulu bitirememesinde bu travmanın etkisi olduğu söylenir. Nitekim, Ankara Hukuk Fakültesi'ne girdi, ikinci sınıftan terk etti, arada 19 Mayıs Spor Akademisi'ne girdi, hiç başlamadan terk etti, devâmen Hacettepe Üniversitesi İngilizce Dilbilimi Bölümü’ne girdi, Türkçe dersini veremediği için son sınıftan terk etti, en nihâyet Hukuk Fakültesi'ne geri döndü ve fakat onu da bu sefer üçüncü sınıftan ve bir kere daha terk etti. 1976’dan itibaren oyuncu ve teknik direktör olarak hentbolla uğraştı. Çeşitli kulüp takımlarını ve bütün kategorilerde milli takımları çalıştırdı. Hentbol Federasyonu Teknik Kurul Başkanıydı, gene terk etti. 2006 yılında Türkiye Voleybol Federasyonu'nda İcra Kurulu Koordinatörü oldu, 2012'nin sonlarına doğru onu da terk etti. Daha da yazıyor. Yazmayı terk etmeyecek, Hülya'yla beraber evde baktığı on dört baş evlâd-ı hayvanatı terk etmeyecek, Hülya'yı terk etmeyecek. Sevdiklerini asla terk etmedi çünkü.
Sezgin Kaymaz sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri