Camus'ün sessiz çaresizliği
Sürgün ve Krallık'ı okurken çoğu zaman kendimi hikâyelerin içinde sıkışmış hissettim—sanki Camus beni de o dar, kapalı odaların birinin kapısının arkasına kilitlemişti. Özellikle karakterlerin iyilik yapmak istedikleri ama sonunda hiçbir şeyin değişmediği anlar beni çok rahatsız etti, çünkü bu durumun kendi hayatımda da ne kadar sık yaşandığını fark ettim. Ama dürüst olmak gerekirse, hikâyelerin bazıları beni çok etkiledi, bazıları ise biraz tekrarlayıcı geldi—sanki Camus aynı ıstırabı farklı karakterlerin başına getirmekten öteye gitmek istemiyordu. Yine de kitaptan çıktığımda içimde kalan o boş, sıkıntılı his, Camus'ün aslında ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.



















