Suçsuz bir yanlışlığın ağırlığı
Camus'ün bu oyununu okurken, sanki bir tuzağa düşmüş gibi hissettim — karakterler de ben de. Hiç kimsenin kasıtlı bir kötülük yapmadığı halde, bir anlık karmaşa yüzünden hayatlar nasıl da paramparça oluyor, bunu görmek çok rahatsız edici. Martha'nın o çaresiz çığlığı, Anne'nin sessiz suçluluğu beni uzun süre düşündürdü ama açıkçası bazı sahnelerde oyunun ritmi beni sıktı, sanki aynı duygusal noktada takılıp kaldık. Yine de Camus'ün burada gösterdiği şey çok acı: kader diye bir şey yoksa, o zaman sorumluluk tamamen bizim omuzlarımızda, ve bu ağırlık bazen dayanılmaz oluyor.


















