Bekleyişin İçinde Çürüyen İnsan
Sartre'nin Mathieu'su beni derinden sarıştırdı çünkü o sadece bir karakter değil, aslında hepimizin içinde yaşayan o çaresiz versiyonu — özgürlüğü seçme yetisine sahip olduğunu biliyor ama tarih, savaş, korku tarafından bu seçimi yapamayacak hale getirilmiş bir insan. Kitap boyunca karakterlerin nasıl yavaş yavaş hareketsizleştiğini, kendilerini meşrulaştırmaya çalışırken aslında daha da içine çöktüklerini izlemek, beni kendi yaşamımdaki 'sursis' anlarımı sorgulamaya zorladı. Mathieu ve çevresindeki insanlar, bekleyişin içinde kişiliğini kaybetmiyor — tam tersine, beklediği için kişiliği daha da belirginleşiyor, ama çürüyor. Sartre'nin bu tuzağı görmesini ve bize göstermesini, insanın özgürlüğü ve sorumluluk arasındaki o iğnelik mesafeyi bu kadar acı bir şekilde anlatmasını hiçbir zaman unutmayacağım.












