“Güzel giden hayat treni durdu.”— Aysel, Halit Ertuğrul
Mektup türü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir ve hem kişisel hem de toplumsal meseleleri ele almanın etkili bir yolunu sunar. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan bu tür, yazarların düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini doğrudan bir muhataba iletmek için kullandığı bir formdur. Klasik örneklerden biri olan "Goethe'nin Genç Werther'i" mektuplarla ilerlerken, Flaubert'in "Madame Bovary"sinde de mektup, karakterin içsel çatışmalarını derinlemesine anlamamıza yardımcı olur. Bu tür, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısını da gözler önüne serer. Mektup türü, özellikle duygusal derinlik arayan ve insan ilişkilerine ilgi duyan okuyucular için son derece çekicidir. Okuyucular, mektuplar aracılığıyla yazarın iç dünyasına adım atar ve zamanla kurulan samimi bir bağ sayesinde, karakterlerin yaşadığı duygusal evrimi daha yakından takip eder. Bu tür, günümüzde de bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu için, hem klasik hem de modern örnekleri ile edebiyat severler için vazgeçilmez bir okuma deneyimi sunar.

“Güzel giden hayat treni durdu.”— Aysel, Halit Ertuğrul
“Biliyor musun, insan resme uzunca bir süre baktığında gözleri yaşarıyor.”— Felice'ye Mektuplar, Franz Kafka (s. 93)
“".. Yanlış şehirde , doğru İnsanlarla .."...”— Şehir Mektupları, Ahmet Rasim
“Gerçek anlamda ve derinden mutlu olan biri, ciddi ve huzurludur, kendini neşeli gösterme gereği duymaz.”— Nişanlıya Mektuplar, Alev Özgüner
“Kendi içinde yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu. Nasıl yorumlarsan yorumla.”— Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Ataol Behramoğlu
“¶¶ Gittikçe soğuduğumu farkediyorum ve bu bana hiç de sevinç vermiyor. Çünkü özün soğuması çok tehlikeli. ¶¶”— Kağıtlar, Nilgün Marmara
“Kimileri dünyaya alacaklı geldiğini sanır, sen hep borçlu hissedeceksin. Ufacık iyiliklerin diyetini ödeyemeyeceksin ne yapsan.”— 20 Yaşıma Mektup, Kolektif (s. 63)
“Resimlerde, sözlerde, hatıralarda, kokularda, renklerde her şeyde seni arıyorum.”— Yalnız Seni Arıyorum (Karton Kapak) Nahit Hanım'a Mektuplar, Orhan Veli Kanık
“Ben ki 29 yaşındayım. Ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum..”— Leylim Leylim Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar, Ahmed Arif
“Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Kimselere anlatamadıkları, açıklayamadıkları vardı. Kendine bile...”— Kardeşimin Annesi, Emel Can (s. 77)
“Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu.”— Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Ataol Behramoğlu (s. 200)
“Elinden geleni yaptığın halde çabaladığın şey olmuyorsa ısrar etmemeli, bir aşamadan sonra hayatındaki diğer güzellikleri görüp vazgeçmesini bilmelisin.”— Kızıl Peruk, Sevinç Ergin (s. 44)
“İnsanın neden sevdiğini ve neden herkes bir yana, sadece o belirli kişi tarafından sevilmek istediğini felsefi olarak açıklamak imkansız.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 27)
“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
““Herkes kendi başınadır, kendine kaybedip, kendine kazanır…””— Babaya Mektup, Franz Kafka0
“O kadar talihin kahrına uğramışım ki hayatta bana da mesut olmak nasip olabileceğine inanamayacağım geliyor.”— Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali (s. 25)
“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku...”— Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali (s. 17)
“Ne demiş şair: "Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti."”— On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya