“Milyonlarca kalbin çarptığı bir şehirde yapayalnızdım.”— Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 179)
Mektup türü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir ve hem kişisel hem de toplumsal meseleleri ele almanın etkili bir yolunu sunar. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan bu tür, yazarların düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini doğrudan bir muhataba iletmek için kullandığı bir formdur. Klasik örneklerden biri olan "Goethe'nin Genç Werther'i" mektuplarla ilerlerken, Flaubert'in "Madame Bovary"sinde de mektup, karakterin içsel çatışmalarını derinlemesine anlamamıza yardımcı olur. Bu tür, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısını da gözler önüne serer. Mektup türü, özellikle duygusal derinlik arayan ve insan ilişkilerine ilgi duyan okuyucular için son derece çekicidir. Okuyucular, mektuplar aracılığıyla yazarın iç dünyasına adım atar ve zamanla kurulan samimi bir bağ sayesinde, karakterlerin yaşadığı duygusal evrimi daha yakından takip eder. Bu tür, günümüzde de bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu için, hem klasik hem de modern örnekleri ile edebiyat severler için vazgeçilmez bir okuma deneyimi sunar.

“Milyonlarca kalbin çarptığı bir şehirde yapayalnızdım.”— Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 179)
“Baharla sevmek,anlamak,affetmek,hoş görmek isteği neden artar insanın gönlünde? Kalbim yeniden yapılandırılıyor sanki. Kışın bütün yapraklarını döken bir ağacın bahar ile birlikte yeniden tomurcuklanması gibi...Yuvası de…”— Kardeşimin Annesi, Emel Can (s. 121)
“Özgür irademiz sandığımız şey, aslında genlerimizin belirlediği içgüdülerimizden ve çevremizin koşullandırdığı alışkanlıklarımızdan ibaret değil midir?”— Kızlarıma Mektuplar Yaşamdan Satırbaşları, Emre Kongar (s. 31)
“Aslında biraz kırgınım, üzgünüm, epeyce de sinirliyim. İşimiz çok zor. Hem gericilerle, hem bizden gibi görünen bir sürü aptalla uğraşmak zorundayız.”— Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Ataol Behramoğlu
“sen beni sevdiğin sürece nasıl kötü olabilirim ki.”— Felice'ye Mektuplar, Franz Kafka (s. 196)
““İnsan, kalbinin nelere kadir olduğunu hiçbir zaman tam olarak bilemez.””— Kadın Yok Savaşın Yüzünde, Svetlana Aleksiyeviç
“Güzel giden hayat treni durdu.”— Aysel, Halit Ertuğrul
“İnsanın neden sevdiğini ve neden herkes bir yana, sadece o belirli kişi tarafından sevilmek istediğini felsefi olarak açıklamak imkansız.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 27)
“Eski zamanlara kapılıp gidiyorum, hem insani ilişkileri hem de düşünme tarzını..”— Felice'ye Mektuplar, Franz Kafka (s. 237)
“Çünkü insanın neden sevdiğini ve neden herkes bir yana, sadece o belirli bir kişi tarafından sevilmek istediğini felsefi olarak açıklamak imkânsız.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 27)
“Ben böyle yalnızken, kendim kendime fazla geliyorum. Eksiltin beni daha çok!”— Kağıtlar, Nilgün Marmara (s. 43)
“Kimileri dünyaya alacaklı geldiğini sanır, sen hep borçlu hissedeceksin. Ufacık iyiliklerin diyetini ödeyemeyeceksin ne yapsan.”— 20 Yaşıma Mektup, Kolektif (s. 63)
“Söz söylemeden beni anlarlar sandım.”— Theo'ya Mektuplar, Vincent Van Gogh (s. 31)
“Ben ki 29 yaşındayım. Ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum..”— Leylim Leylim Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar, Ahmed Arif
““Oyunlar unutulur da haksızlık unutulmaz, haklı kal iki gözüm.””— 20 Yaşıma Mektup, Kolektif (s. 129)
“Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu. Nasıl yorumlarsan yorumla.”— Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Ataol Behramoğlu
“Yaşıyorsam, yazmalıyım. Mektubum bulmalı adresini ve dokunmalı ellerine. Yaşıyorsan, yazmalısın. Cesareti biriktirdim ben yıllarca. Öldürme içimdeki ihtimali ve gecikme mektubuma cevap yazmakta. Cevapsız kalan her mektub…”— Hena, Oğuzhan Asım Güneş
“Üzgündü ama neye üzüldüğünü bulamıyordu. Hemen seçenekleri sıraladı. Bu gibi zamanlarda seçenekleri sıralardı. Seçenekle üzüntü eşleşinceye dek yapardı bunu. Yarına bir sürü ödev var. Hayır, bu değildi. " Sıkıntı kalpte…”— Kardeşimin Annesi, Emel Can (s. 51)
“Bir yolda gidiyorum ve o yolda rastladığım çiçekleri de, dikenleri de topluyorum.”— Her Şeyin Sonundayım, Ferit Edgü (s. 57)
“De bana Almênya, Seni hakkıyla seven kimdi? Kimdi tarağındaki kırılan dişle ürperip kendine gelen, Yeryüzünün bütün lisanlarında sadece seni nakşeden kimdi? Bütün güzellikleri gözlerinin hizasına yükselten, Kusurları aya…”— Almenya'ya İletiler, Kerim Tanış